Adres
Gürsu Mah. Erdoğan Konutları B1 Blok
Konyaaltı/Antalya
Görüşme Bilgisi
Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.

Zilyetlik, Türk hukukunda malvarlığı haklarının korunmasında temel bir kurumdur. Bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kişi, o şeyin zilyedidir (Türk Medeni Kanunu Madde 973). Zilyetlik, mülkiyet hakkından bağımsız bir fiili durum olmakla birlikte, mülkiyet karinesi oluşturması, zamanaşımı yoluyla iktisaba temel teşkil etmesi ve gasp veya tecavüzlere karşı koruma sağlaması bakımından büyük önem taşır.
2026 itibarıyla Türk Medeni Kanunu’nda (4721 sayılı Kanun) zilyetliğe ilişkin hükümlerde herhangi bir değişiklik bulunmamaktadır. Zilyetlik, eşya hukuku kapsamında Madde 973 ve devamı maddelerde düzenlenmeye devam etmektedir. Bu makalede, zilyetliğin unsurları, iktisap yolları ve hukuki sonuçları, Yargıtay içtihatları ile desteklenerek detaylı biçimde ele alınacaktır. Konu, özellikle “zilyetlik iktisabı”, “aslen iktisap zilyetlik”, “devren iktisap” ve “tesisen zilyetlik” gibi Google’da en sık aranan terimler doğrultusunda hazırlanmıştır.
Zilyetlik iki temel unsurdan oluşur:
Bu unsurlar birlikte bulunmadıkça zilyetlik oluşmaz. Fiili hakimiyet geçici sebeplerle kesintiye uğrasa dahi zilyetlik sona ermez (TMK Madde 976). Zilyetlik, hak değil fiili bir durumdur; ancak koruma, karine ve iktisap işlevleri sayesinde hukuki sonuçlar doğurur.
Zilyetlik türleri bakımından:
Zilyetlik, Türk Medeni Kanunu’nda doğrudan “iktisap” başlıklı bir maddeyle düzenlenmemiş olmakla birlikte doktrin ve Yargıtay uygulaması uyarınca dört temel yolla kazanılır: aslen, devren, tesisen ve miras yoluyla. Her bir yol, animus ve corpus unsurlarının varlığına göre farklılık gösterir.
Aslen iktisap, herhangi bir önceki zilyedin iradesine veya rızasına dayanmaksızın doğrudan fiili hakimiyet kurulmasıdır. Burada hem corpus hem animus unsurları aranır. Eşya daha önce başkasına ait olsa da (örneğin gasp veya hırsızlık yoluyla ele geçirilmesi) veya sahipsiz (res nullius) olsa da aslen iktisap gerçekleşir.
Örnekler:
Aslen iktisap, zilyetliği devreden kişinin iradesini sona erdirdiği durumlarda değil, yeni bir hakimiyet tesis edildiğinde söz konusudur. Bu yol, kazandırıcı zamanaşımında (TMK Madde 712 ve 713) başlangıç noktası oluşturur ancak kendisi zamanaşımı değildir. Yargıtay, aslen iktisabın “kendi zilyetlik iradesi ile fiili hakimiyetin doğrudan ele geçirilmesi” olarak tanımlamaktadır.
Devren iktisap, mevcut bir zilyedin kendi zilyetliğini başkası lehine sona erdirmesi suretiyle zilyetliğin geçirilmesidir. TMK Madde 977’ye göre zilyetlik, “şeyin veya şey üzerinde hâkimiyeti sağlayacak araçların, edinene teslimi veya edinenin önceki zilyedin rızasıyla şey üzerinde hâkimiyeti kullanacak duruma gelmesi hâlinde” devredilmiş olur.
Gerekli unsurlar:
Örnek: Satış, bağış veya teslim yoluyla taşınırın zilyetliğinin geçirilmesi. Burada asli zilyet değişir ve devralan, önceki zilyedin süresini accessio temporis yoluyla kendi zilyetlik süresine ekleyebilir (TMK Madde 996). Devren iktisap, zilyetlik devir sözleşmesiyle de gerçekleştirilebilir ve özellikle taşınır satışlarında mülkiyet nakli için zorunludur (TMK Madde 763).
Tesisen iktisap, mevcut zilyedin rızasıyla veya rızası dışında eşya üzerinde yeni bir zilyetlik türü tesis edilmesidir. Burada devreden kişinin kendi zilyetliği sona ermez; yalnızca feri veya dereceli zilyetlik kurulur.
Temel örnek: Kira, ariyet veya rehin sözleşmeleriyle feri zilyetliğin (kiracı, ödünç alan) tesis edilmesi. Asli zilyet (malik) değişmezken feri zilyetlik ortaya çıkar (TMK Madde 974). Rıza dışında tesis (örneğin işgal yoluyla yeni hakimiyet) de mümkündür ancak koruma bakımından farklı sonuçlar doğurur.
Tesisen iktisap ile devren iktisap arasındaki fark, zilyetlik türünün değişip değişmemesidir. Devren iktisapta zilyetlik türü aynı kalırken kişi değişir; tesisen iktisapta ise yeni bir tür (feri) zilyetlik kurulur. Yargıtay içtihatları, tesisen iktisabın “önceki zilyedin rızasıyla yeni bir zilyetlik ilişkisinin yaratılması” olarak kabul etmektedir.
Miras yoluyla iktisap, miras bırakanın ölümü anında mirasçıların zilyetliği doğrudan kazanmasıdır (TMK Madde 599). Bu yolda ne animus ne de corpus aranır; kanun hükmüyle otomatik geçiş gerçekleşir.
Mirasçılar, tereke malları üzerindeki zilyetliği miras bırakanın ölümüyle birlikte elde eder. Bu iktisap, diğer yolların aksine iradi değildir ve tapu sicilinde tescile gerek olmaksızın hukuki sonuç doğurur. Miras paylaşımı veya istihkak davalarında bu zilyetlik büyük önem taşır.
Zilyetliğin iktisabı, mülkiyetin devri anlamına gelmez. Taşınırda zilyetlik karinesi mülkiyet karinesi oluşturur (TMK Madde 985) ancak taşınmazlarda tapu sicili önceliklidir. İktisap yolu, zilyetliğin korunması (TMK Madde 981-984), taşınır davası ve zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında belirleyicidir.
Özellikle:
Zilyetlik iktisabı, gasp, tecavüz veya istihkak davalarında delil niteliği taşır. Kamu malları, ormanlar, sit alanları ve özel kanunlarla yasaklanan yerlerde zilyetlik yoluyla iktisap sınırlıdır (örneğin Kadastro Kanunu Madde 18). 2026 itibarıyla bu sınırlamalar değişmemiştir.
Zilyetlik, Türk hukuk sisteminde fiili hakimiyetin korunması ve malvarlığı düzeninin istikrarı için vazgeçilmez bir kurumdur. İktisap yollarının doğru anlaşılması, hem taşınır hem taşınmaz uyuşmazlıklarında kritik rol oynar. Yukarıda özetlenen hükümler, Türk Medeni Kanunu’nun güncel (2026) metnine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına dayanmaktadır.
Bu makale, 6NOVA Avukatlık Bürosu tarafından bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Zilyetlik iktisabı, taşınmaz uyuşmazlıkları, miras paylaşımı veya gasp davalarında profesyonel hukuki destek gerektirebilir. Konuyla ilgili bireysel durumunuz için 6NOVA Avukatlık Bürosu ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.