İtirazın İptali Davalarında Yetki Sorunu

6NOVA Avukatlık Bürosu olarak, icra hukuku ve tazminat davalarında karşılaşılan yetki uyuşmazlıklarına ilişkin önemli Yargıtay içtihatlarını takip eden ve müvekkillerimize en güncel hukuki çözümleri sunan bir anlayışla, İtirazın İptali Davalarında Yetki Sorununa İlişkin Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/6945 E., 2016/1011 K. sayılı 27.01.2016 tarihli kararını sizlerle paylaşıyoruz.

Bu karar, özellikle trafik kazalarından kaynaklanan rücuen tazminat alacaklarında başlatılan ilamsız icra takiplerinde borçlunun sadece borca itiraz etmesi durumunda ortaya çıkan yetki sorununu netleştirmektedir. Karar, itirazın iptali davası (İİK m. 67) bakımından özel bir yetki kuralı bulunmadığını ve genel hükümlere (HMK m. 6 vd.) göre yetkili mahkemenin belirleneceğini vurgulamaktadır. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemesi, o yer mahkemesini itirazın iptali davası yönünden otomatik olarak yetkili kılmaz. Borçlu, dava aşamasında mahkemenin yetkisine itiraz etme hakkını korur.

Kararın Değindiği Temel Konular ve Hukuki Çerçeve

İtirazın iptali davası, borçlunun icra takibine yaptığı borca itiraz nedeniyle duran takibin devamını sağlamak amacıyla alacaklının açtığı bir davadır. Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesine dayanır ve bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Davanın dinlenebilmesi için usulüne uygun ve yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibi şarttır.

Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri yetki meselesidir. İİK m. 50’ye göre ilamsız icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK’nın yetki kurallarına kıyasen belirlenir (genel yetki: borçlunun yerleşim yeri; haksız fiil hallerinde kaza yeri veya zararın meydana geldiği yer gibi özel yetkiler de uygulanabilir). Borçlu, ödeme emrine itirazında borca itirazla birlikte veya ayrı olarak icra dairesinin yetkisine de itiraz edebilir. Yetki itirazı esas itirazla birlikte yapılır ve icra dairesince öncelikle incelenir.

Ancak itirazın iptali davasında durum farklıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre (bu karar da dahil olmak üzere):

  • İcra takibinde borçlu sadece borca itiraz etmişse ve yetkiye itiraz etmemişse, icra dairesinin yetkisi o borçlu yönünden kesinleşir.
  • Bu kesinleşme, itirazın iptali davasını gören mahkeme bakımından bağlayıcı değildir. Çünkü itirazın iptali davası yönünden İİK’da özel bir yetki kuralı getirilmemiştir.
  • Yetkili mahkeme, HMK’nın genel yetki kurallarına (özellikle HMK m. 6 – davalının yerleşim yeri mahkemesi) göre belirlenir.
  • Borçlu, itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine usulüne uygun şekilde itiraz edebilir ve mahkeme bu itirazı inceleyerek karar vermek zorundadır.

Kararda somut olayda davalı borçlu, trafik kazasından kaynaklanan rücuen tazminat alacağı için başlatılan icra takibinde yalnızca borca itiraz etmiş, yetkiye itiraz etmemiştir. Alacaklı, itirazın iptali davasını icra takibinin yapıldığı yer asliye hukuk mahkemesinde açmıştır. Borçlu dava aşamasında mahkemenin yetkisine itiraz etmiş ve yetkisizlik kararı kesinleşerek dosya borçlunun ikametgahı olan Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. İlk mahkeme, “icra takibinin o yerde yapılmadığı” gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ise bu yaklaşımı usul ve yasaya aykırı bulmuş; mahkemenin yetkisizlik kararı kesinleştiğine göre dosyanın yetkili mahkemeye gönderildiğini ve işin esasına girilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.

Kararın Güncelliği ve 2026 İtibarıyla Hukuki Durum

2016 tarihli bu karar, Yargıtay’ın kökleşmiş içtihadının bir yansımasıdır ve günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. 2023-2025 yılları arasındaki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Hukuk Genel Kurulu ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında aynı ilke tekrarlanmıştır: İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemesi, itirazın iptali davasında mahkeme yetkisini otomatik olarak tesis etmez. İtirazın iptali davası için İİK’da özel yetki kuralı bulunmadığı, yetki hususunun HMK genel hükümlerine göre belirleneceği ve mahkemenin öncelikle icra dairesi yetkisini (eğer itiraz edilmişse) ayrıca değerlendirmesi gerektiği vurgulanmıştır.

2026 yılı itibarıyla İcra ve İflas Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda bu konuya ilişkin herhangi bir yasal değişiklik yapılmamıştır. Yargıtay uygulaması istikrarlı şekilde sürmekte olup, alacaklıların icra takibi başlatırken yetki seçimine özen göstermesi, borçluların ise savunma haklarını hem icra hem dava aşamasında etkin kullanması gerektiği açıktır. Özellikle trafik kazası kaynaklı rücuen tazminat takiplerinde (TBK m. 89 ve haksız fiil hükümleri uyarınca) yetki itirazları sıkça gündeme gelmekte ve bu karar, alacaklı-borçlu dengesini koruyan önemli bir emsal teşkil etmektedir.

Bu karar, icra takibi sürecinde yetki hatalarının telafisi ve usul ekonomisi açısından kritik öneme sahiptir. 6NOVA Avukatlık Bürosu, itirazın iptali davaları, icra yetki uyuşmazlıkları ve trafik kazası tazminatlarında müvekkillerine stratejik hukuki destek sunmaktadır. Detaylı karar metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, 19/12/2005 tarihinde …….. plaka sayılı alacaklı müvekkili şirket nezdindeki araç ile ………. plaka sayılı aracın çarpışması sonucu ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu trafik kazasında ……. plaka sayılı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu bulunduğunu, müvekkili davacı şirketin davalı borçlulara karşı iş bu borcun ödenmesine yönelik olarak yapmış olduğu bildirimlerin cevaplanmadığını ve sonuçsuz kaldığını, davalı borçlunun %25’lik kusur oranına tekabül eden miktar olan 11.163,00 TL’nin tahsili bakımından ……… İcra Müdürlüğünde takip başlattıklarını, davalı borçlu tarafından hukuki dayanaktan yoksun gerekçelerle borca itirazda bulunduğunu, tüm bu nedenlerle ….. İcra Müdürlüğünün 2006/6935 esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptaline ve icranın devamına ayrıca davalı borçlular aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, 19/12/2005 tarihinden çok önce kazaya karışan aracı sattığını ve aynı zamanda devrettiğini, kaza anında işleten sıfatının bulunmadığını, kusur durumunu da kabul etmediğini, verilen kusurun kazanın oluşumuna uygun olmadığını tüm bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için o yer mahkemesinin bulunduğu yer icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibinin olması gerektiği, oysa ……… İcra Müdürlüğünde girişilmiş bir takibin olmadığı, bu itibarla böyle bir davanın dinlenme olanağı da bulunmadığı gerekçesi ile açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, trafik kazasından kaynaklanan ödenen tazminatın rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davalı borçlu, ilk başlatılan ………. İcra Müdürlüğünün 2006/6935 sayılı dosyasında sadece borca itiraz etmiş, yetkiye itiraz etmemiştir. Dolayısıyla, bu borçlu yönünden yetki hususu kesinleşmiş olup …… İcra Dairesinin yetkisi kabul edilmiştir. İtirazın iptali davası yönünden özel bir yetki kuralı getirilmediğinden genel hükümlere göre yetkili mahkeme belirlenecektir. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemesi o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali yönünden yetkili hale getirmez. Dolayısıyla davalı borçlu açılan itiazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edebilir.

Somut olayda, davalı borçlu …… Asliye Hukuk Mahkmesi’nde açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz etmiş; talep üzerine yetkisizlik kararının kesinleşmesinin akabinde davalı borçlunun ikametgahının bulunduğu yetkili Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesine dosya gönderilmiştir. O halde, mahkemece işin esasına girilerek inceleme yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için o yer mahkemesinin bulunduğu yer icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibinin olması gerektiği, oysa ……… İcra Müdürlüğünde girişilmiş bir takibin olmadığı, bu itibarla böyle bir davanın dinlenme olanağı da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,27/01/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir