Adres
Gürsu Mah. Erdoğan Konutları B1 Blok
Konyaaltı/Antalya
Görüşme Bilgisi
Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.

İcra takibi sırasında borçlunun zilyetliğindeki bir mal üzerinde üçüncü kişinin mülkiyet veya rehin iddiası, alacaklının tahsil sürecini doğrudan etkileyebilir. Bu iddiaya itiraz edilmesi halinde icra mahkemesinin takibi ertelemesi durumunda üçüncü kişi istihkak davası açmak zorunda kalır. Dava reddedilirse, alacaklının geciken alacağı üzerinden inkâr tazminatı doğar.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2004 tarihli kararı, tam da bu tazminatın hükümde nasıl yer alması gerektiğini netleştirmiştir. Karar, tazminat tutarının matrahı belirtilmeden “istihkak iddia edilen menkullerin değeri üzerinden %40 inkâr tazminatı” şeklinde yazılmasının infaz edilemez nitelikte olduğunu vurgulamış ve hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.
Bu içtihat, bugün de geçerliliğini korumaktadır. 6NOVA Avukatlık Bürosu olarak icra ve iflas hukukunda müvekkillerimizin karşılaştığı bu tür uyuşmazlıklarda, hem alacaklı hem de üçüncü kişi tarafının haklarını en etkili şekilde korumak için stratejik hukuki destek sunuyoruz.
İcra ve İflas Kanunu’nun 96 ve devamı maddeleri, haciz sırasında ortaya çıkan istihkak iddialarını düzenler. Borçlunun elinde bulunan taşınır mallar üzerinde üçüncü bir kişi mülkiyet veya rehin hakkı iddia ettiğinde, alacaklı veya borçlu itiraz ederse dosya icra mahkemesine gönderilir. Mahkeme, dosya üzerinden veya duruşma yaparak takibin devamına ya da ertelenmesine karar verir.
Ertelenme kararı verilmesi halinde üçüncü kişi, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde istihkak davası açmak zorundadır. Dava basit usulde ve öncelikle görülür. Davanın reddi durumunda, takibin ertelenmesinden kaynaklanan gecikme nedeniyle alacaklı lehine inkâr tazminatı hükmedilir.
İİK’nın 97. maddesinin 13. fıkrası açıkça düzenlemiştir: Takibin talikine karar verilip de istihkak davası reddedilirse, alacaklının alacağından bu dava nedeniyle istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınır.
Bu tazminatın doğması için üç temel şart aranır:
2012 yılında 6352 sayılı Kanun’la oran %40’tan %20’ye indirilmiştir. 2026 itibarıyla bu oran değişmemiştir. Cebri İcra Kanunu Taslağı görüşe açılmış olsa da mevcut İİK hükümleri aynen uygulanmaya devam etmektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi, her hükmün sonuç kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini emreder. Bu ilke, eski HUMK’un 389. maddesinden bugüne taşınmıştır.
İnkâr tazminatında matrahın (mahcup malların değeri) ve kesin tutarın hükümde net olarak yazılmaması, infaz aşamasında uyuşmazlık yaratır. Yargıtay, tam da bu nedenle somut olayda “menkullerin değeri üzerinden %40 inkâr tazminatı” ifadesini usul ve yasaya aykırı bulmuş, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen hatanın HUMK 438/7 uyarınca düzeltilerek onanmasını uygun görmüştür. Mahcuz malların değeri 2.250.000.000 TL olarak belirlenerek %40 oranındaki tazminat 900.000.000 TL’ye netleştirilmiştir.
Pratikte üçüncü kişi istihkak davalarında en sık rastlanan sorunlardan biri, tazminat hükmünün belirsiz bırakılmasıdır. Bu belirsizlik, alacaklının yıllarca süren infaz aşamasında yeni uyuşmazlıklarla karşılaşmasına yol açabilir.
Öte yandan üçüncü kişi açısından da dava açma süresi, teminat yükümlülüğü ve ispat külfeti önemli riskler taşır. Borçlu ile üçüncü kişi arasında organik bağ tespit edilmesi halinde mülkiyet karinesi alacaklı lehine işler ve dava reddedilebilir.
Her somut olay kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Haciz tutanakları, delillerin niteliği, tarafların ticari ilişkileri ve malın niteliği sonucu doğrudan etkileyebilir.
Yargıtay, istihkak davalarında infaz edilebilirlik ilkesini kararlılıkla korumaktadır. Hükmün net olmaması durumunda düzeltme yoluyla onama yöntemi, usul ekonomisi açısından da tercih edilen çözümdür.
Güncel kararlar, İİK 97’nin 13. fıkrasındaki %20 oranını ve HMK 297’nin açık hüküm gerekliliğini aynı titizlikle uygulamaya devam etmektedir. 2024-2026 döneminde bu konuda temel bir yasal değişiklik yaşanmamıştır.
Alacaklılar açısından istihkak davası sürecinde gecikmenin telafisi inkâr tazminatıdır. Bu tazminatın hükümde net rakamla yer alması, hızlı tahsili sağlar.
Üçüncü kişiler ise iddialarını güçlü delillerle desteklemeli, dava açma süresine dikkat etmeli ve teminat yükümlülüğünü göz ardı etmemelidir.
Üçüncü kişi istihkak davasında inkâr tazminatı, icra hukukunun dengeli işleyişinin önemli bir parçasıdır. Yargıtay’ın 2004 tarihli kararı, bu tazminatın belirsiz bırakılamayacağını açıkça ortaya koymuştur. Hükmün infaz edilebilir nitelikte olması, hem alacaklının hem de üçüncü kişinin hukuki güvenliğini sağlar.
6NOVA Avukatlık Bürosu olarak, icra takiplerinde ve istihkak uyuşmazlıklarında müvekkillerimize en güncel içtihatlar ve mevzuat çerçevesinde stratejik danışmanlık sunuyoruz. Hak kaybı yaşamamak için profesyonel hukuki destek almak, sürecin en kritik adımlarından biridir.
Üçüncü kişi istihkak davasında inkâr tazminatı ne zaman doğar? İcra mahkemesi takibi erteledikten sonra açılan istihkak davası reddedilirse tazminat doğar. Ertelenme kararı şarttır.
Tazminat oranı nedir ve matrahı nasıl belirlenir? Güncel oran %20’den aşağı olmamak üzere olup matrah, geciken alacak miktarıdır. Mahkeme mahcup malların değerini de dikkate alır.
Hükümde tazminat tutarı net yazılmazsa ne olur? HMK 297’ye aykırılık oluşur. Yargıtay, infazda tereddüt yaratacak hükümleri usul yönünden bozar veya düzelterek onar.
2026 itibarıyla İİK 97’de değişiklik var mı? Hayır. %20 oranı ve prosedür aynı şekilde uygulanmaktadır. Cebri İcra Kanunu Taslağı henüz kanunlaşmamıştır.
Tazminatın tahsili nasıl yapılır? Net rakamla hükmedilen tazminat, ilamlı icra yoluyla veya istihkak davası dosyası üzerinden doğrudan takip edilebilir.
Üçüncü kişi teminat vermek zorunda mı? Takibin ertelenmesi halinde alacaklının muhtemel zararı için teminat gösterilir. Teminat miktarı delillere göre icra mahkemesince belirlenir.
Dava reddedilirse üçüncü kişi temyize giderse ne olur? İstinaf veya temyiz yoluna başvuran üçüncü kişi, icra dairesinden mühlet isteyebilir ancak bu mühlet tazminat yükümlülüğünü durdurmaz.
Alacaklı olarak ne yapmalıyım? İstihkak iddiasına derhal itiraz edin ve icra mahkemesinden takibin devamını talep edin. Red kararında tazminatın net rakamla yazılmasını sağlayın.
Aşağıda, konuya ilişkin Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin E. 2003/10605, K. 2004/788 sayılı ve 09.02.2004 tarihli kararı yer almaktadır:
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi
Esas: 2003/10605
Karar: 2004/788
Tarih: 09/02/04
Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı (3. kişi) tarafından istenmiş, bozmaya uyularak Mercice ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan (…) sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
ı-(…)
2-Uyuşmazlık İİK’nun 96. ve onu izleyen maddelerine dayalı 3.kişi-nin istihkak davasına ilişkindir. Yargılama sırasında Merci Hakimliğince takibin ertelenmesine karar verildiğinden İİK’nun 97/13. maddesi gereği alacaklı yararına tazminata hükmedilmesi doğru ise de; HUMK’nun 389. maddesi uyarınca, hükmün taraflara yükletilen ödevlerin ve bahsedilen hakların hiçbir kuşku ve tereddütü gerektirmeyecek şekilde çok açık ve icra (infaz) edilebilir nitelikte olması gerekirken, matrah belirtilmeden (istihkak iddia edilen menkullerin değeri üzerinden hesaplanan %40 inkâr tazminatı) denilmek suretiyle açık olmayan ve infazda duraksama uyandıracak şeklinde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasındaki, “istihkak iddiasında bulunulan menkullerin değeri üzerinden hesaplanan % 40 inkâr tazminatı” sözcüklerinin silinerek yerine (mahcuzlann değerini oluşturan 2.250.000.000.-TL. üzerinden %40 inkâr tazminat tutarı 900.000.000.-TL.’nin davacıdan alınarak davalı alacaklıya verilmesine) rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün değiştirilen ve düzeltilen bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz haremin temyiz edene yükletilmesine, 9.2.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.