Adres
Gürsu Mah. Erdoğan Konutları B1 Blok
Konyaaltı/Antalya
Görüşme Bilgisi
Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2015/25733 Esas, 2017/6661 Karar sayılı ve 30.05.2017 tarihli ilamı, davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin nasıl takdir edileceği konusunda önemli bir emsal teşkil etmektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 326. maddesi uyarınca, kural olarak yargılama giderleri davada haksız çıkan tarafa yükletilir. Ancak davanın esası hakkında karar verilmesine gerek kalmayan “konusuz kalma” hallerinde durum farklılaşır. HMK’nın 331/1. maddesi açıkça hüküm altına almıştır ki; davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında karar verilmeyen hâllerde hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Bu düzenleme, dava açıldıktan sonra dava konusunun (örneğin taşınmazın devredilmesi, borcun ödenmesi veya sulh) gerçekleşmesi nedeniyle davanın konusuz kalması halinde, mahkemenin yargılamaya devam ederek tarafların dava açıldığı andaki haklılık/haksızlık durumunu tespit etmesini zorunlu kılmaktadır. Davanın açılmasına sebebiyet vermeyen taraf, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaz.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (AAÜT) 6. maddesi de bu konuda kritik bir rol oynar: Anlaşmazlığın davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilmesi halinde tarifede belirlenen ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilmesi halinde ise tamamına hükmolunur. Yargıtay, somut olaylarda bu iki hükmü bir arada değerlendirerek, dava tarihinden sonra ancak ön inceleme aşamasından önce dava konusunun gerçekleşmesi halinde davacının dava açılmasında haklı olup olmadığını incelemektedir.
Somut olayda Yargıtay’ın tespit ettiği hususlar şöyledir: Davacı, davalı şirket ile yaptığı satış vaadi sözleşmesi uyarınca edindiği 3+1 daire yerine, gecikme nedeniyle yeni bir Konut Tahsis Sözleşmesi imzalamış ve peşin ödediği bedel karşılığında belirli bir dairenin (B4 Blok 143 No’lu) tapusunun devrini talep etmiştir. Dava açıldıktan sonra ancak ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce taşınmaz davacı adına tescil edilmiş, taraflar arasında ibra ve sulh gerçekleşmiştir. İlk derece Tüketici Mahkemesi, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiş ancak yargılama giderleri ve vekalet ücretini davacı aleyhine bırakmıştır.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, bu kararı bozarak düzelterek onamıştır. Gerekçesinde şu noktaları vurgulamıştır:
Bu karar, özellikle ön ödemeli konut satışları, satış vaadi sözleşmeleri ve tüketici mahkemelerinde görülen tapu iptali-tescil davalarında büyük pratik önem taşımaktadır. Dava açıldıktan kısa süre sonra taşınmazın devredilmesi veya borcun ödenmesi halinde mahkemelerin “konusuz kalma” nedeniyle giderleri otomatik olarak davacıya yükletme eğilimini ortadan kaldırmakta ve haklı tarafın masrafını karşılamasını sağlamaktadır.
6NOVA Avukatlık Bürosu olarak, benzer uyuşmazlıklarda müvekkillerimize stratejik hukuki danışmanlık sunmaktayız. Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu devri gecikmeleri, ibra ve sulh işlemleri veya davanın konusuz kalması riski taşıyan tüketici davalarında, Yargıtay içtihatlarına dayalı etkili çözümler üretmekteyiz. Konuyla ilgili detaylı bilgi, dosyanızın değerlendirilmesi veya hukuki destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
ÖZET
Kural olarak yargılama giderleri davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir.(HMK m. 326/1) Ancak, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.(HMK 331/1)
MAHKEMESİ: Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali-tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirket ile aralarında yaptıkları satış vaadi sözleşmesi ile… isimli projeden 3+1 oturumlu bir daire satın aldığını, sözleşmede teslim tarihi olarak belirtilen Mayıs 2012 de dairenin teslim edilmemesi üzerine; peşin ödenen 95.000 TL ye karşılık 02.09.2013 tarihli Konut Tahsis Sözleşmesi adıyla yeni bir sözleşme yaptıklarını, ancak bu sözleşmenin konusu olan 1+1 oturumlu 2 parselde yer alan B4 blok 143 numaralı dairenin tapu devrine davalı şirketin kötü niyetli olarak yanaşmadığını ileri sürerek, 02.09.2013 tarihli sözleşmenin konusu olan 143 numarılı dairenin tapusunun iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili duruşmadaki beyanında; davacının, müvekkili şirketi ibra ettiğini beyanla karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı eldeki bu davasında; 02.09.2013 tarihli Konut Tahsis Sözleşmesi ile kendisine devri kararlaştırılan B4 Blok 143 numuralı dairenin, tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş, mahkemece, tarafların sulh olduğu ve taraf vekillerinin karşılıklı olarak anlaştıkları gerekçesi ile dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, 02.09.2013 tarihli ” Konut Tahsis Sözleşmesi ve Fesih Tutanağı Tutanağı ” başlıklı taraflarca altı imzalı sözleşme ile; taraflar daha önce yaptıkları bir başka sözleşme nedeniyle birbirlerini ibra etmiş, 95.000 TL bedel karşılığı dava konusu 143 numaralı dairenin davacıya devrine dair bu sözleşmeyi imza altına almışlardır. Davacının istemi, 02.09.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklanmakta olup, dava yoluyla tapu devrini sağlamayı amaçlamaktadır. Dosya kapsamından, anılan bağımsız bölümün tapu devrinin dava tarihinden sonra ve fakat ön inceleme tutanağının imzalanmasından önce 30.10.2013 tarihinde gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu halde yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden kimin sorumlu tutulacağı hususu önem kazanmaktadır. Kural olarak yargılama giderleri davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir.(HMK m. 326/1) Ancak, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.(HMK 331/1) Diğer taraftan, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesinde, HMK’nın yukarıda zikrolunan hükümlerine paralel düzenlemeye cihedine gidilmiş ve “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın tapu devrinin dava açıldıktan sonra ancak ön inceleme tutanağının imzalanmasından önce gerçekleştiği ve davanın bu nedenle konusuz kaldığı görülmekle; mahkemece bu gerekçe ile davanın konusuz kaldığına ve davanın açılmasına davacının sebebiyet vermediği gözetilerek Avukatlık Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereğince davacı yararına avukatlık ücreti takdiri ile yargılama masraflarından da davalının sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün ikinci ve üçüncü bendinin çıkartılması ile yerine yeniden ikinci bent olarak ” Avukatlık Ücret Tarifesince hesaplanan 5.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ” cümlesinin, üçüncü bent olarak ” davacı tarafından yapılan 72 TL yargılama giderinin davılıdan alınıp davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,” cümlesinin eklenmesine, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.