Adres
Gürsu Mah. Erdoğan Konutları B1 Blok
Konyaaltı/Antalya
Görüşme Bilgisi
Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.

Cebri icra hukukunda haciz konulması ve konulan hacizlerin kaldırılması (fekki/terkini) süreçleri temel olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri çerçevesinde yürütülmektedir.
“Aşağıdaki sebeplere dayanan tasarruf yetkisi kısıtlamaları, tapu kütüğüne şerh verilebilir:
Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları,
Haciz, iflâs kararı veya konkordato ile verilen süre,
Aile yurdu kurulması, artmirasçı atanması gibi şerh verilmesi kanunen öngörülen işlemler. Tasarruf yetkisi kısıtlamaları, şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.”
“Alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını isteyebilir. Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı da bu hükme tabidir.
Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz hakkındaki satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı bakımından birinci fıkrada belirtilen sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar.
Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması zorunludur.
Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte yapılması ve bunlara ilişkin giderlerin tamamının birlikte ve peşin olarak yatırılması zorunludur.
Kıymet takdiri ve satış giderlerinin, sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından ilaveten muhafaza giderinin tamamı, satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır.
Yukarıdaki fıkralar uyarınca satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılan miktarın satış işlemleri sırasında yetersiz kaldığı anlaşılırsa icra müdürü tarafından satış isteyene on beş günlük süre verilir ve bu sürede eksik miktar tamamlanmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır.
Bu maddede belirtilen giderler Adalet Bakanlığınca her yıl yürürlüğe konulan tarifede belirlenir.”
“Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya (…) [44] talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir.
Haczedilen resmi sicile kayıtlı malların, icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda haczinin kalktığının tespit edilmesi hâlinde, sicili tutan idare tarafından haciz şerhi terkin edilir ve işlem ilgili icra dairesine bildirilir.
Birinci fıkra gereğince haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklı o mala yönelik olarak, haczin konulması ve muhafazası gibi tüm giderlerden sorumlu olur.”
“Şikayet icra mahkemesi nce, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.
Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.”
“(Değişik: 6/6/1985-3222/4 md.)
Takip masrafları borçluya aittir. Alacaklı, yapılmasını talep ettiği muamelenin masrafını ve ayrıca takip talebinde bulunurken borçlunun 62 nci maddeye göre yapabileceği itirazın kendisine tebliğ masrafını da avans olarak peşinen öder.
Alacaklı ilk ödenen paradan masraflarını alabilir.”
Yargıtay içtihatlarında haciz; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 15.02.2024 tarihli, E. 2023/932, K. 2024/867 sayılı, 28.09.2023 tarihli, E. 2022/2743, K. 2023/4241 sayılı, 07.06.2023 tarihli, E. 2022/2084, K. 2023/3168 sayılı, 07.06.2023 tarihli, E. 2022/995, K. 2023/3157 sayılı and Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 28.03.2019 tarihli, E. 2018/1548, K. 2019/2862 sayılı, 24.12.2020 tarihli, E. 2020/2095, K. 2020/8857 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; “kesinleşmiş icra takibinin konusu olan bir alacağın ödenmesini teminen borçluya ait ve haczi kabil bulunan mallara bir bakıma takibi yapan icra müdürlüğünün el koyması işlemi” olarak tanımlanmaktadır.
Taşınmaz ve sicile kayıtlı mallar üzerindeki haciz şerhlerinin kaldırılmasına ilişkin temel ilkeler anılan daire kararlarında şu şekilde vurgulanmıştır: “Haciz şerhinin usulsüz konulduğunun saptanması veya lehtarın talebi üzerine kaldırılması mümkün olduğu gibi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1010 uncu maddesi uyarınca borcun ödenmesi, icra takibinin düşmesi ya da herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde de taşınmaz kaydının terkini mümkündür.”
Uygulamada haczin kaldırılmasını gerektiren temel hukuki sebepler şunlardır:
Dosya borcunun icra dairesine veya haricen alacaklıya ödenmesiyle takip konusu alacak son bulur. Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13.05.2025 tarihli, E. 2025/2202, K. 2025/3908 sayılı kararında; “Dayanak takip dosyası incelendiğinde; 24.04.2025 tarihinde dosyanın infazen kapatılmasına karar verildiği ve bu karar gereğince dosyadaki tüm hacizlerin terkini için ilgili makamlara aynı tarihli yazılar yazıldığı görülmüştür” tespiti yapılmıştır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03.02.2022 tarihli, E. 2021/8310, K. 2022/1181 sayılı kararında, alacaklı vekilinin bildirimi üzerine “dosya borcunun haricen ödendiği bildirilerek dosyanın kapatılması ve borçluya ait tüm taşınır ve taşınmaz mallardaki hacizlerin fekedilmesinin istendiği, bu talep üzerine icra müdürlüğünün 10.3.2021 tarihli tensip tutanağı ile takip dosyasının vazgeçme/ haricen tahsil ile işlemden kaldırılmasına ve hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği” belirtilmiştir.
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 20.02.2018 tarihli, E. 2017/721, K. 2018/95 sayılı kararında; “para yattıktan sonra banka hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir ve dosya infaz edilmiştir.” tespitiyle birlikte “aynı tarihte icra müdürlüğünce haczin kaldırılmasına karar verilerek tapu müdürlüğüne müzekkere yazıldığı anlaşılmıştır.” denilerek süreç özetlenmiştir.
Kısmi ödemeler bakımından Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13.04.2023 tarihli, E. 2022/9854, K. 2023/2652 sayılı kararında, “alacaklı Vakıfbank olduğu ve borcun ödendiği Vakıfbank’ın dava dosyasına sunduğu 03/05/2017 tarihli cevabi yazı ile sabit olduğu” vurgulanmış; “Borç kısmen ödenmekle, takip dosyası kısmen infaz edilmiş sayılır” and “aynı takipte borçlu sıfatını taşıyan …’nin rücu belgesine dayalı alacağının miktarı ve tahsili yargılamayı gerektirdiğinden bu belgeye dayanarak alacaklı sıfatı ile aynı takibe devam edemez” değerlendirmesiyle hacizlerin kaldırılması onanmıştır.
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16.10.2025 tarihli, E. 2024/769, K. 2025/592 sayılı kararında belirtildiği üzere; “Davalı/icra dosyası alacaklısı, icra dosyasında haciz kaldırma talep etmiş, bunun üzerine icra müdürlüğünce dosyanın haricen tahsil/ vazgeçme (feragat) ile kapatılmasına mevcut hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş ve […] tarihinde davacı borçludan haricen tahsil harcı alınmıştır.” Ayrıca aynı kararda, “Borçlu taşınmazlarından bir kısmının dahi üzerindeki hacizlerden vazgeçilmesi alacağın haricen tahsil edildiğine karinedir.” tespiti yapılmıştır.
Haciz koydurma yetkisine sahip olan alacaklı haczin fekkini de isteyebilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 11.03.2010 tarihli, E. 2009/24053, K. 2010/5658 sayılı kararında; “haciz konulmasını isteyebilen alacaklının hacizlerin kaldırılmasını talep etmesinde yasaya uymayan bir yön yoktur” denilerek alacaklının “Borçluların bankadaki blokeleri üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasını ve ……… maaşı üzerine konulan haczin kaldırılmasını açıkça talep ettiği” durumlarda icra dairesinin işlemi yerine getirmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 22.10.2009 tarihli, E. 2009/11406, K. 2009/20212 sayılı kararında, üçüncü kişiye ait araca konulan haczin kaldırılması talebi üzerine “Şikayetçi üçüncü kişi …….’ın …….plakalı aracına alacaklı …… tarafından konulan haczin ……tarihinde kaldırılması alacaklı tarafça talep edilmiş olup, buna göre işlem yapılmasına da icra müdür yardımcısı tarafından aynı tarihte karar verilmiş olması karşısında” değerlendirmesi yapılmıştır.
Alacaklının takipten feragati/vazgeçmesi halinde de hacizler kaldırılır. Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 20.12.2022 tarihli, E. 2021/230, K. 2022/769 sayılı kararında, alacaklı vekilinin “yukarı kimlik numarası yazılı borçlu hakkındaki alacak haklarım saklı kalmak kaydıyla ve yeniden icra takibi yapma hakkımı saklı tutarak icra takip hakkımızdan vazgeçiyoruz. Vazgeçme/feragat harcının kesilerek borçlunun uyap sistemi üzerinden silinmesini adına kayıtlı araç ve taşınmaz üzerindeli hacizlerin kaldırılmasını müvekkilim adına saygıyla talep ederim” şeklindeki beyanı üzerine işlem tesis edildiği ve dosyada “borçlu … için takipten vazgeçildiği kararı olduğu” belirlenmiştir.
İİK m. 106 ve 110 uyarınca haczedilen malın yasal süresi içinde satışının istenmemesi veya satış avansının yatırılmaması halinde haciz kendiliğinden kalkar.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.12.2021 tarihli, E. 2018/14, K. 2021/1723 sayılı kararında; “satış talebinde bulunan alacaklının satış giderlerini peşin yatırması gerektiği, süresi içinde satış istenmesine rağmen satış avansının süresinde yatırılmaması hâlinde satışın süresinde istenmemiş sayılacağı ve haczin kalkacağı” and “geçerli bir satış talebi bulunmadığından, süresinde satış istenememesi nedeniyle İİK’nın 106 ve 110. maddeleri gereğince haczin kalktığının kabulü gerekir” ilkeleri vurgulanmıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 18.09.2025 tarihli, E. 2025/172, K. 2025/3763 sayılı kararında; “takip dosyalarında uzunca süredir hiçbir işlemin yapılmadığı anlaşıldığından söz konusu takiplerdeki hacizlerin düşmüş olup, tapu kaydındaki hacizlerin şeklen varlığını sürdürdüğü, taşınmazın tapu kaydındaki haciz şerhlerinin kaldırılması gerektiği” belirtilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06.02.2023 tarihli, E. 2022/8252, K. 2023/642 sayılı kararında ise; “davalı alacaklı taşınmazlara haciz konulan 12.07.2019 tarihinden itibaren İİK 106. madde gereğince bir yıl içinde satış istememiş ve İİK 106. madde gereğince taşınmaz üzerindeki haciz kalkmış ise de” tespiti yapılmış, ancak “davacı tarafın hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği 01.04.2021 tarihinde davalı alacaklı da taşınmazlara haciz konulmasını talep ettiğinden müdürlüğün hacizleri kaldırmadan yeniden taşınmazlara haciz koymasında usulsüzlük bulunmadığı” kabul edilmiştir.
İcra mahkemesince takibin iptali, usulsüz tebligatın tespiti veya haczedilmezlik şikayetinin kabulü halinde haczin yasal dayanağı ortadan kalkar.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 18.03.2013 tarihli, E. 2013/499, K. 2013/9888 sayılı kararında; “İİK’nun 17 ve Nizamname’nin 25/2. maddeleri uyarınca, icra dairesi, icra mahkemesinin kararı dairesinde lazımgelen muameleleri yapar.” kuralına yer verilerek, “İcra mahkemesi kararlarının infazı için kesinleşmesini zorunlu kılan yasal bir düzenleme mevcut değildir. Bu nedenle şikayet üzerine icra mahkemesince verilen taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılmasına yönelik kararın kesinleşmesi beklenmeden, icra dairesince bu karar doğrultusunda işlem yapılmalıdır.” hükmü kurulmuştur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06.06.2023 tarihli, E. 2022/12315, K. 2023/4025 sayılı kararında, “memur muamelesini şikayete” ilişkin uyuşmazlıkta “usulsüz tebliğ şikayetinin kabulüne ilişkin icra mahkemesi kararının kesinleşmesi gerekmediği” gerekçesiyle “icra dosyasından borçlu adına hacizli olan malların üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına” dair karar onanmıştır.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 13.04.2023 tarihli, E. 2021/2555, K. 2023/819 sayılı kararında, ilk derece mahkemesince “bu 3 takibin de gerek yetkisizlik kararıyla veya gerek iptal edilmiş olmaları sebebiyle haciz blokesine dayanak edilemeyeceği” tespiti yapılmıştır.
İlgili Kurumlara Bildirim (Müzekkere Usulü): İcra müdürlüğü haczin kalktığına karar verdiğinde, resmi sicillere (Tapu Müdürlüğü, Trafik Tescil Şube Müdürlükleri, Bankalar vb.) derhal müzekkere yazar. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 22.10.2009 tarihli, E. 2009/11406, K. 2009/20212 sayılı kararında, “trafik tescil müdürlüğüne şikayetçinin veya alacaklının başvurusu üzerine bu konuda müzekkere yazdırılabileceğinin tabii bulunmasına” işaret edilmiştir.
Haczin İhyası Müessesesinin Yokluğu: Fekkedilen bir haciz sonradan ihya edilemez; alacaklı ancak yeni bir haciz talebinde bulunabilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 12.11.2015 tarihli, E. 2015/16551, K. 2015/27946 sayılı kararında: “İcra müdürlüğünce, tapu sicil müdürlüğüne haczin fekkedildiğine ilişkin bildirim yapılması üzerine eski tarihli hacziler kalkmış olup hukuk sistemimizde haczin ihyası şeklinde bir müessese bulunmamaktadır.” and “Bu durumda haciz tarihi olan 27.02.2014 tarihinde taşınmazın mülkiyeti üçünçü kişi şikayetçiye ait olup borçlu adına kayıtlı olmadığından taşınmaz tapu kaydına konulan haciz işlemi yasaya aykırıdır.” tespiti yapılmıştır.
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 20.12.2022 tarihli, E. 2021/230, K. 2022/769 sayılı kararında da alacaklının “borçlu …’in tapu kayıtlarının tekrar aktif hale getirilerek haciz şerhi işlenmesini talep ettiği, icra müdürlüğünce bu talebin reddine karar verildiği” belirtilmiştir.
Müdürlüğün Kararından Kendiliğinden Dönememesi: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 23.06.2014 tarihli, E. 2014/15577, K. 2014/18162 sayılı kararında açıklandığı üzere; “Hukuk Genel Kurulu’nun 03.10.2007 tarih ve 2007/12-601 Esas – 2007/695 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, icra müdürlüğünün daha önce yaptığı işlemlerden kendiliğinden dönmesi, almış outdoor bir kararın uygulanmasından ve yerine getirilmesinden kendiliğinden vazgeçmesi mümkün değildir” and “Açıklandığı üzere, İcra ve İflas Kanunu, icra müdürlüğü işlem ve kararlarına karşı şikayet kurumunu düzenlemiş ve müdürlük kararlarının değiştirilme ya da iptalini ancak şikayet yoluyla başvuru halinde icra hakimliğinin kararıyla olanaklı kılmıştır”.
Haczin fekki veya takibin son bulması durumunda derdest yargılamaların akıbeti şu şekilde şekillenmektedir:
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03.02.2022 tarihli, E. 2021/8310, K. 2022/1181 sayılı kararında; “icra müdürlüğünün 10.3.2021 tarihli haczin kaldırılması kararı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinden önce olduğundan ve müdürlüğün karar tarihi itibariyle meskeniyet şikayetinden elde edilmek istenen gaye fiilen gerçekleşmiş olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi’nce, şikayete konu haczin kaldırıldığı nazara alınarak ‘konusuz kalan şikayet hakkında karar verilmesine yer olmadığına’ hükmedilmesi gerekir” denilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13.05.2025 tarihli, E. 2025/2202, K. 2025/3908 sayılı kararının karşı oyunda; “Haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilmesi için şikayet tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin varlığı şart olduğu gibi haczin yargılama süresince de ayakta kalması gerekir” and “şikayet başvurusundan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık şikayet konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada şikayetin konusuz kalmasından söz edilir” ilkelerine değinilmiştir.
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 08.01.2024 tarihli, E. 2023/525, K. 2024/14 sayılı kararında, alacaklının “dosyanın kapatılmasını ve varsa hacizlerin fekkini talep ettiği” and “davalının Bakırköy …… İcra Dairesi’nin ….. Esas sayılı dosyasına sunduğu 16/06/2023 tarihli dilekçe ile, takibe konu borcun davalı kurumun idari kararı ile kapatıldığını, takibe devam edilmeyeceğini beyan etmiş olup, bu haliyle davanın konusuz kaldığı” tespit edilerek “Davanın konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına” hükmedilmiştir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 13.04.2023 tarihli, E. 2021/2555, K. 2023/819 sayılı kararında; “Davalı alacaklı vekilinin davaya konu Antalya Genel İcra Müdürlüğünün …. Esas sayılı icra takip dosyasından feragat etmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı” gerekçesiyle “Dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA” karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 23.11.2021 tarihli, E. 2017/1868, K. 2021/1485 sayılı kararında; “Açıkça itiraz ve şikâyetten vazgeçilmeksizin, borcun cebri icra tehdidi altında ödenmesi itiraz ve şikâyeti konusuz kılmaz” kuralı konulmuştur. Kararda ayrıca; “Haczedilen paranın icra dosyasına ödenmesi nedeniyle icra müdürlüğünce haciz fekedilmiş olup, mahkemece haczedilmezlik şikâyetinin esasının incelenerek haczedilemeyecek bir para tahsil edilmiş ise iadesine olanak sağlanmalıdır” denilerek haczin fekkine rağmen istisnai olarak incelemenin devam edeceği kabul edilmiştir.
Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 22.12.2022 tarihli, E. 2022/717, K. 2022/729 sayılı kararında; “Haksız icra takibi ve haksız hacizde tazminatın kapsamının belirlenmesinde 6100 sayılı TBK 49 vd. uyarınca gerçek zarar ilkesi egemendir. Yine haksız takip ve hacizde manevi tazminata hükmedilebilmesi için bu işlemlerin ağır kusurla ve/veya kötü niyetle yapılması gerekir” ilkesi belirtilmiş; “Tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir” and “bu itibarla haciz talep eden alacaklının kastı tespit edilmese dahi ağır kusurunun varlığının kabulü gerektiği” sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 15.02.2024 tarihli, E. 2023/932, K. 2024/867 sayılı kararında, kaynağı belirsiz eski haciz şerhinin terkininde idarenin kusuru bulunmadığından “Davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” karar verilmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 28.03.2019 tarihli, E. 2018/1548, K. 2019/2862 sayılı kararında, yüklenici-arsa sahibi arasındaki sözleşme feshinde kötü niyet ve işbirliği iddiası incelenirken “el ve işbirliğinin varlığının tespiti halinde şimdiki gibi haciz şerhlerinin kaldırılması, el ve işbirliğinin varlığının kanıtlanamaması halinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır.” gerekçesiyle bozma yapılmıştır.
| Haczin Kaldırılma Nedeni | İçtihati Dayanak | İcra / Yargı Süreci | İlgili Karar Künyesi |
| Borcun Ödenmesi / Haricen Tahsil | TMK m. 1010, Harçlar Mevzuatı | Dosya infazen kapatılır; harç tahsil edilerek ilgili sicillere fek müzekkeresi yazılır. | Yargıtay 12. HD, 03.02.2022, E. 2021/8310, K. 2022/1181; Yargıtay 12. HD, 13.05.2025, E. 2025/2202, K. 2025/3908; Ankara Batı ATM, 20.02.2018, E. 2017/721, K. 2018/95 |
| Alacaklının Feragati / Vazgeçmesi | İİK m. 110, TMK m. 1010 | Alacaklı talebiyle haciz kaldırılır; fekkedilen haciz sonradan ihya edilemez. | Yargıtay 12. HD, 11.03.2010, E. 2009/24053, K. 2010/5658; Yargıtay 12. HD, 12.11.2015, E. 2015/16551, K. 2015/27946; Ankara 5. ATM, 20.12.2022, E. 2021/230, K. 2022/769 |
| Satış İsteme Süresinin Geçmesi | İİK m. 106, 110, 59 | 1 yıllık sürede masrafı peşin yatırılarak satış istenmezse haciz kendiliğinden kalkar; harçsız terkin gerekir. | HGK, 21.12.2021, E. 2018/14, K. 2021/1723; Yargıtay 7. HD, 18.09.2025, E. 2025/172, K. 2025/3763; Yargıtay 12. HD, 06.02.2023, E. 2022/8252, K. 2023/642 |
| İcra Mahkemesi / Şikayet Kararları | İİK m. 17 | Haczin kaldırılmasına dair icra mahkemesi kararlarının infazı için kesinleşmesi şartı aranmaz. | Yargıtay 12. HD, 18.03.2013, E. 2013/499, K. 2013/9888; Yargıtay 12. HD, 06.06.2023, E. 2022/12315, K. 2023/4025 |
Doktrin ve yargı kararlarında haczin kaldırılması süreçleri dört ana başlık altında ele alınmaktadır:
Dosya borcunun icra dairesine yatırılması veya satış bedelinden tahsil edilmesi hâlinde borç sona erer. Doktrinde, ödemenin alacağın tamamını karşılamadığı durumlarda tutarın öncelikle takip masrafları, harçlar ve işlemiş faize mahsup edileceği, bakiye borç kalıp kalmadığının icra müdürlüğünce re’sen gözetileceği belirtilmektedir. Borcun tamamen kapanması durumunda dosyadaki tüm hacizlerin fekki ve dosyanın kapatılması zorunlu hâle gelir.
Alacaklı, takibin tamamından vazgeçebileceği gibi borçlunun yalnızca belirli bir malı üzerindeki haczin kaldırılmasını da talep edebilir. Doktrinde, alacaklının birden fazla taşınmazı veya hakkı haczetmişken yalnızca bir taşınmaz üzerindeki haczin fekkini istemesinin, kural olarak dosya borcunun tamamının haricen tahsil edildiği anlamına gelmeyeceği savunulmaktadır.
İİK m. 106 uyarınca alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını istemek ve gerekli giderleri peşin yatırmak zorundadır. Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri, satış ve motorlu araçlar bakımından muhafaza giderleri peşin yatırılmazsa talep vaki olmamış sayılır (İİK m. 106/3-5). Bu süreler içerisinde satış istenmez veya geri alınan talep süresinde yenilenmezse İİK m. 110 uyarınca haciz kendiliğinden kalkar. Doktrinde, haczin devamını sağlamak isteyen alacaklının ya süresinde satış talebinde bulunarak avansı yatırması ya da yasal şartlar dahilinde haczi düzenli olarak yenilemesi gerektiği kabul edilmektedir.
Takip kesinleşmeden konulan hacizler, yetkisiz icra dairesince uygulanan işlemler veya borçluya ait olmayan hakların haczedilmesi gibi durumlar hukuka aykırılık teşkil eder. Bu tür sakat işlemler icra mahkemesine yapılacak şikâyet (İİK m. 17) yoluyla kaldırılır.
Talep ve Re’sen İşlem Ayrımı: İcra dairesi harç ve masrafların hesaplanmasını re’sen gözetse de; haczin kaldırılması, bankaya bloke çözme müzekkeresi yazılması veya tapuya terkin bildirimi yapılması kural olarak taraf talebine bağlı işlemlerdir.
Banka Hacizlerinde Üçlü Aşama Ayrımı: Banka mevduat hacizlerinde (İİK m. 78 veya 89/1) şu üç işlem usulen birbirinden ayrılmalıdır:
– Banka hesabındaki blokajın/haczin fekki,
– Bloke edilen paranın icra dairesi hesabına aktarılması (müzekkere ile),
– Dosyaya intikal eden paranın alacaklıya veya ilgilisine re’sen/taleple ödenmesi.
Paranın hesapta bloke edilmesi otomatik olarak icra dosyasına aktarıldığı anlamına gelmez.
Şikâyetin Konusuz Kalması: İcra müdürlüğünce haczin kaldırılmasına karar verilmesi ve sicilden terkinin yapılması hâlinde, borçlunun söz konusu hacze karşı icra mahkemesinde açmış olduğu meskeniyet veya usulsüzlük şikâyetleri esastan incelenmeksizin “konusuz kalma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karara bağlanmalıdır.
İcra Mahkemesi Kararlarının İnfazı: İİK m. 17 uyarınca şikâyetin kabulü ile haczin kaldırılmasına dair verilen icra mahkemesi kararlarının uygulanması için kararın kesinleşmesi şartı aranmaz; karar derhal icra müdürlüğünce yerine getirilmelidir.
Haczin İhyası Müessesesinin Bulunmaması: Bir kez icra dairesi kararıyla fekkedilen ve sicilden kaydı silinen haczin sonradan “ihya edilmesi” veya eski sırasını koruyarak canlandırılması hukuken mümkün değildir. Alacaklı ancak şartları mevcutsa yeni bir haciz talebinde bulunabilir (yeni sıra alır).
Tasarruf Yetkisinin Yeniden Kazanılması: Haczin kaldırılmasıyla borçlu, TMK m. 1010 kapsamında kısıtlanan tasarruf yetkisini tam olarak geri kazanır ve malvarlığı unsuru üzerinde serbestçe devir, temlik veya rehin tesisi gibi ayni tasarruflarda bulunabilir.
Kamu Harç Riskleri (Tahsil Harcı ve Sorumluluk): Borcun haricen tahsili veya feragat hâlinde Harçlar Kanunu m. 23 çerçevesinde harç ödeme yükümlülüğü doğar. İİK m. 106 ve 110 uyarınca satış süresinin geçmesi nedeniyle düşen hacizlerde ise harç tahakkuk ettirilemez. Yanlış hukuki niteleme, tarafları haksız harç yükümlülüğü veya harç ziyaı riskiyle karşı karşıya bırakır.
Takip Masraflarının Dağılımı: İİK m. 110/3 uyarınca satış isteme süresinin geçmesi sebebiyle haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklı; o mala yönelik haciz koydurma, muhafaza ve kıymet takdiri gibi tüm takip giderlerini borçluya yükleyemez, bu giderlerden bizzat sorumlu olur.
Mükerrer Haciz Riski ve Kötüniyet: Alacaklının aynı takipte borçlunun borcu fazlasıyla karşılayacak mallarını mükerrer biçimde haczettirmesi icra tedbirlerinin kötüye kullanılması riskini doğurur.
Haciz kaldırma sürecinde hak kaybına uğramamak adına icra dosyalarında şu adımlar sistematik olarak işletilmelidir:
| Adım | Açıklama |
|---|---|
| Dosya Durumu ve Borç İncelemesi | Dosya hesabı, faiz, bakiye ve harçların denetimi (İİK m. 59) |
| Hukuki Sebebin Belirlenmesi | İnfaz / Feragat / İİK m. 106-110 Süre Aşımı / Mahkeme İptali |
| Haczin Türü ve Kapsamı | Kısmi Mal Haczinin Fekki mi, Tüm Dosya Hacizlerinin Fekki mi? |
| İcra Dairesine Açık Talep | Sebebe uygun harçlı/harçsız kaldırma talebinin sunulması |
| İlgili Sicillere Müzekkere/Fek | Tapu (Terkin), Trafik (Sicil Silme), Banka (Bloke Çözme) |
Dosya Hesabı Denetimi: Talep öncesinde dosya kapak hesabı çıkartılmalı; varsa yapılan haricen ödemeler dosyaya bildirilmeli veya alacaklıdan açık feragat beyanı alınmalıdır.
Süre Kaynaklı Fek Başvuruları: Satış avansı yatırılmamış veya hacizden itibaren 1 yıllık yasal süre geçirilmişse, talep doğrudan İİK m. 106 ve 110’a hasredilmeli; haricen tahsil olgusu bulunmadığı açıkça belirtilerek harçsız fek müzekkeresi yazılması istenmelidir.
Kısmi Fek Taleplerinde İfade Netliği: Yalnızca bir taşınmaz veya araç üzerindeki haciz kaldırılacaksa, dosya borcundan veya diğer hacizlerden vazgeçilmediği, alacağın haricen tahsil edilmediği talepte açıkça vurgulanarak tahsil harcı kesintisi engellenmelidir.
Sicil İşlemlerinin Takibi: İcra dairesinin kaldırma kararı tek başına sicil üzerindeki fiilî kaydı silmeyeceğinden, tapu müdürlüğüne terkin yazısının, bankalara bloke çözme müzekkeresinin veya araç tescil sistemine fek bildiriminin UYAP/fiziki yolla ulaştırıldığı teyit edilmelidir.
Satış Avansının Yetersizliği ve Tamamlama Süreleri: 7343 sayılı Kanun reformu sonrası İİK m. 106 uyarınca satış talebiyle birlikte tarifede belirlenen kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin yatırılması zorunlu kılınmıştır. Ancak avansın cüzi yatırıldığı veya icra müdürünün 15 günlük tamamlama süresi vermediği durumlarda haczin kalkıp kalkmadığına ilişkin uygulama ve geçiş dönemi ihtilafları literatürde tartışma konusu olmaya devam etmektedir.
Haricen Tahsilin İspat Kriterleri: İcra müdürlüğünün borçlunun süreye dayalı fek talebi karşısında hangi delillere dayanarak haricen tahsil şüphesiyle harç isteyebileceğinin objektif sınırları doktrinde tam olarak netleştirilmemiştir.
Elektronik Entegrasyon ve Masraf Tarifeleri: Bankalara gönderilen haciz kaldırma bildirimlerinde banka başına masraf alınıp alınmayacağı veya elektronik sistemlerin (KEP, UYAP entegrasyonları) standartlaşması hususundaki operasyonel farklılıklar devam etmektedir.
Haczin kaldırılması işlemi, borcun sona ermesi, takipten feragat edilmesi, kanuni satış isteme sürelerinin dolması veya icra mahkemesinin iptal kararı vermesi gibi temelde farklı hukuki dinamiklere dayanan çok yönlü bir cebri icra kurumudur.
Pratikte yapılacak başvurularda; talebin dayandığı hukuki sebebin net bir biçimde tanımlanması, kısmi kaldırma ile dosya borcunun sona ermesi ayrımının gözetilmesi, İİK m. 106 ve 110 kapsamındaki süre aşımlarında harçsız terkin mekanizmasının doğru işletilmesi ve icra dairesi kararının ilgili kurumlara (tapu, banka, trafik sicili) intikalinin eksiksiz sağlanması hak kayıplarını ve haksız mali yükümlülükleri önlemenin temel şartıdır. Kaldırılan bir haczin sonradan ihyası mümkün olmadığından, alacaklı tarafın fek beyanlarında; borçlu tarafın ise mülkiyet ve tasarruf yetkisini kısıtlayan haksız hacizlerin tasfiyesinde sürelere ve müzekkere usullerine azami titizlik göstermesi gerekir.