Adres
Gürsu Mah. Erdoğan Konutları B1 Blok
Konyaaltı/Antalya
Görüşme Bilgisi
Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.

Türk sigorta hukukunda malvarlığı (zarar) sigortalarının temel direğini menfaat ilkesi oluşturmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1401. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sigorta sözleşmesi; “(1) Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.” şeklinde kanuni tanımına kavuşturulmuştur.
Yargı kararlarında da istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; özel sigortalar zarar (menfaat) sigortaları ve meblağ sigortaları olarak ikiye ayrılmaktadır. Zarar sigortalarında riziko, para ile ölçülmesi mümkün olan menfaatlere yönelmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 17.10.2019 tarihli ve 2016/17379 E., 2019/9538 K. sayılı ilamında; “Sigorta sözleşmesinin en önemli unsurlarından biri menfaattir.” denilerek, modern sigorta hukukundaki hâkim yaklaşım ortaya konulmuştur: “Günümüzde modern sigorta hukukunda baskın olan görüşe göre, zarar sigortalarında sigorta konusu “mal” yani eşya olmayıp, eşya üzerindeki menfaattir.” Ayrıca bu menfaatin hukuki himaye görebilmesi için “ayrıca para ile ifade edilen ekonomik bir değerinin olması gerekir.” (Aynı doğrultuda bkz. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD, 12.06.2026, 2024/272 E., 2026/1024 K.; İstanbul Anadolu 13. ATM, 11.09.2025, 2022/813 E., 2025/670 K.).
Malvarlığı sigortalarında teminat altına alınan husus malın bizatihi fiziksel varlığı değil, sigortalının o mal üzerindeki parasal/ekonomik ilişkisidir. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.09.2024 tarihli ve 2023/85 E., 2024/597 K. sayılı kararında; “Görüldüğü üzere, sigorta sözleşmesi ile teminat altına alınan husus malın bizatihi kendisi değil, sigorta ettirenin o mal üzerindeki menfaatidir” tespiti yapılmıştır.
Ekonomik ve para ile takdir edilebilir bir karşılığı bulunmayan manevi değerler veya soyut beklentiler malvarlığı sigortasına konu edilemez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.01.2013 tarihli ve 2011/15431 E., 2013/340 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; “Zira somut aktif değer sigortalarında para ile ölçülebilen bir menfaatin zarar görmesi halinde sigorta şirketi tarafından zararın karşılanması amaçlanmaktadır.” (Benzer şekilde bkz. Bakırköy 5. ATM, 01.06.2021, 2021/349 E., 2021/447 K.).
Uygulamada sıklıkla düşülen yanılgının aksine, malvarlığı sigortalarında sigorta ettirenin veya sigortalının malın maliki olması zorunlu bir geçerlilik şartı değildir. 6102 sayılı TTK’nın 1453. maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir: “(1) Rizikonun gerçekleşmemesinde menfaati bulunanlar, bu menfaatlerini mal sigortası ile teminat altına alabilirler.”
Mülkiyet hakkı dışında, malın hasara uğramaması veya yok olmamasında meşru ve ekonomik menfaati bulunan farklı hukuki süjeler de mal sigortası akdedebilir:
| Menfaat Sahibi Sıfatı | Hukuki Dayanak ve Menfaatin Niteliği | İlgili Yargı Kararı / Açıklama |
| Kiracılar ve Zilyetler | Malın muhafazasından veya kendi kusurundan doğan zararlardan kiralayana karşı sorumluluk. | İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD, 02.11.2023, 2021/227 E., 2023/1562 K.: Kiracının binayı sigortalatmakta geçerli menfaati kabul edilmiştir. |
| Sınırlı Ayni Hak Sahipleri | Rehinli alacaklılar, intifa hakkı sahipleri; alacağın teminatı olan malın korunması menfaati. | Ankara 5. ATM, 17.01.2025, 2022/265 E., 2025/49 K.: Rehin hakkı sahibinin sigorta tazminatı üzerindeki önceliği ve hakları. |
| Taşıyıcılar ve Ardiye İşletmecileri | Taşıma veya saklama sırasındaki hasarlardan doğan sözleşmesel/kanuni sorumluluk menfaati. | İstanbul 1. ATM, 26.12.2018, 2018/35 E., 2018/1343 K.: Taşıyıcının sorumluluk menfaatini sigortalatabilmesi. |
| Acenta, Komisyoncu, Alacaklılar | Malın muhafazasından sorumlu olanlar veya borcun ödenmesi malın varlığına bağlı olanlar. | Yargıtay 11. HD, 18.01.2011, 2009/7005 E., 2011/291 K. ve Kayseri 1. ATM, 22.03.2023, 2022/893 E., 2023/188 K. |
Nitekim İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 02.11.2023 tarihli ve 2021/227 E., 2023/1562 K. sayılı kararında, fabrika ve depoda kiracı olan davacının malik olmamasına rağmen; “davacının kira ilişkisi kapsamında kendi kusurundan kaynaklanan zarardan kiralayana karşı sorumlu olması nedeniyle rizikonun gerçekleşmesi halinde zarar görecek olan binayı sigortalatmakta menfaati bulunmasına” dayanılarak sigorta himayesinden yararlanacağı hükme bağlanmıştır.
Ayrıca TTK m. 1453/1 uyarınca müşterek menfaatler de korunabilmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 17.10.2019 tarihli ve 2016/17379 E., 2019/9538 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere: “Bir malın veya o mala ilişkin bir hakkın yalnız bir kısmında menfaat sahibi olan kişi, kendisine ait kısmından fazlasını da sigorta ettirmişse, sigortanın bu fazlaya ilişkin kısmı, sigorta ettirenle aynı menfaati olanlar lehine yapılmış sayılır.”
Sigorta edilebilir menfaat, sigorta sözleşmesinin hem kurucu hem de devam ettirici zorunlu bir unsurudur. 6102 sayılı TTK’nın 1408. maddesinin birinci fıkrası gereğince: “(1) Sigorta sözleşmesinin yapılması anında, sigortalanan menfaat mevcut değilse, sigorta sözleşmesi geçersizdir. Sözleşmenin yapıldığı anda varolan menfaat, sözleşmenin süresi içinde ortadan kalkarsa, sözleşme o anda geçersiz olur.”
Bu hükmün temel amacı, sigortanın bir spekülasyon, kumar veya bahis vasıtasına dönüşmesini önlemektir. Menfaat bulunmaksızın akdedilen sözleşmeler kesin hükümsüzlük (mutlak butlan) yaptırımına tabidir:
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.01.2023 tarihli ve 2021/869 E., 2023/25 K. sayılı kararında; “Sigorta sözleşmesinin konusunu para ile ölçülebilen bir menfaat teşkil eder. Bir menfaat olmaksızın yapılan sigorta sözleşmesi batıldır.” tespiti yapılmıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 11.10.2010 tarihli ve 2010/3645 E., 2010/8084 K. sayılı kararında; “Bir kimsenin sigortalı mal üzerinde gerçekten bir menfaati bulunmaz ise, o mal fiilen sigorta ettirilmiş olsa bile, riziko halinde, o şeyin hasarlanmasından dolayı tazminat istemesi mümkün değildir. (TTK 1269).” ve “Bir menfaat olmaksızın yapılan sigortalar TTK’nun 1264/2.maddesi uyarınca batıl olur.” ilkelerine yer verilmiş; ayrıca “Ölü kişi lehine poliçe düzenlenemeyeceği gibi, primi peşin ödenmiş olsa bile, bu poliçeye dayalı hak talebi de geçersizdir.” tespiti yapılmıştır.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 20.11.2025 tarihli ve 2022/3007 E., 2025/1289 K. sayılı ilamında; “davacının, sigortalanan taşınmazlardaki ürünler üzerinde bir menfaati bulunduğunu ispat edemez ise o malı fiilen sigorta ettirmiş olsa dahi riziko halinde sigorta şirketinden tazminat istemesi mümkün olmadığından davacının, davalıdan sigorta tazminatını talep hakkı (aktif husumeti=sıfatı) bulunmayacaktır” değerlendirmesiyle aktif dava ehliyetinin menfaat bağına dayandığı vurgulanmıştır.
Sigorta ettiren kişi ile menfaat sahibi (sigortalı) her zaman aynı kişi olmak zorunda değildir. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.10.2021 tarihli ve 2020/454 E., 2021/640 K. sayılı kararında; “Aktif zarar sigortalarında sigortacının sorumluluğu teminat altına alınan risk gerçekleştiğinde sigortalanan menfaat gözetilerek zararın giderilmesidir. Menfaat sahibi ile sigorta ettiren aynı olmak zorunda değildir” ve “Sigorta ettiren ile sigortalı farklı olarak düzenlendiğinde sigortalı da sigorta sözleşmesinden yararına – menfaatine sigorta yapılan kişi olarak sigorta tazminatı talep edebilmektedir” hususları açıkça belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 1454. maddesinin birinci fıkrası uyarınca: “(1) Sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir.”
Bu kapsamda:
Hak ve Borç Ayrımı: Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 31.03.2015 tarihli ve 2013/16671 E., 2015/5204 K. sayılı kararında ifade edildiği üzere; “sigorta ettiren kişinin aynı zamanda sigortalı olmadığı durumlarda yani başkası yararına sigorta yaptırıldığında para ile ölçülebilir menfaat sigorta ettirene değil, sözleşmenin hesabına yapıldığı kişiye ait olacağı” için tazminat talep yetkisi sigortalıya aittir. Prim ödeme borcu ise kural olarak sigorta ettirene aittir (Kayseri 1. ATM, 23.01.2023, 2021/869 E., 2023/25 K.).
Menfaatin Devri: Sigortalanan menfaatin maliki veya hak sahibinin değişmesi durumunda, 6102 sayılı TTK’nın 1470. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; “(1) Sigorta edilen menfaatin sahibinin değişmesi hâlinde, aksine sözleşme yoksa, sigorta ilişkisi sona erer.”
Sigorta uyuşmazlıklarında ispat külfeti ikili bir ayrıma tabidir:
Davacı / Sigortalının İspat Yükü: Tazminat talep eden taraf, öncelikle geçerli bir sigorta ilişkisinin varlığını, rizikonun gerçekleştiğini ve sigorta konusu mal/değer üzerinde korunmaya değer, meşru ve para ile ölçülebilir bir menfaatinin bulunduğunu ispat etmek zorundadır (Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. HD, 20.11.2025, 2022/3007 E., 2025/1289 K.).
Sigortacının İspat Yükü: TTK m. 1409/2 gereğince; “(2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.” İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 12.06.2026 tarihli ve 2024/272 E., 2026/1024 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; “Rizikonun gerçekleştiğini ve gerçekleşen bu rizikonun teminat kapsamı içinde kaldığını sigortalı ispatlamak zorunda iken, TTK’nın 1409. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia ise sigortacı tarafından kanıtlanmalıdır.”
Zenginleşme Yasağı ve Gerçek Zarar İlkesi: Malvarlığı sigortalarında tazminat, sigortalının gerçek zararını aşamaz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 30.10.2024 tarihli ve 2022/90 E., 2024/1369 K. sayılı kararında vurgulandığı gibi; “sigorta sözleşmesi bir kazanç sağlama aracı olmadığından sigortalının mal varlığında haksız bir artış meydana getirmemelidir” Aynı mal üzerinde malik, kiracı veya rehinli alacaklının kendi ekonomik menfaatleri oranında bağımsız sigorta yaptırması mükerrer sigorta oluşturmazken, somut hasarın üzerinde yapılan mükerrer ödemeler gerçek hasarın tazmini ilkesine aykırılık teşkil eder (Bakırköy 5. ATM, 01.06.2021, 2021/349 E., 2021/447 K.).
Doktrinde ve yargı kararlarında, mülkiyet hakkı bulunmadığı hâlde sigortalanabilir menfaate sahip olduğu kabul edilen başlıca süjeler şunlardır:

Kiracı ve Zilyetler: Kiracının menfaati malın mülkiyetine değil, kullanım hakkına, zilyetliğin sağladığı semerelere ve sözleşmeden doğan iade/özen yükümlülüğüne dayanır. Taşınmazın yanması veya hasarlanması kiracıyı kullanım hakkından mahrum bırakabileceği gibi, sözleşmesel sorumluluk riski de doğurabilir. Dolayısıyla kiracı taşınmaz için yangın/hırsızlık teminatı alabilir.
Sınırlı Ayni Hak Sahipleri (İntifa, İpotek, Rehin): İntifa hakkı sahibi, eşyadan yararlanma ve gelir elde etme yetkisini korumak üzere intifa değeri oranında; rehinli/ipotekli alacaklı ise teminat konusu malın değer kaybetmesiyle alacağın tahsil kabiliyetinin zayıflamasını önlemek amacıyla alacak tutarıyla sınırlı olarak sigorta yaptırabilir.
Finansal Kiracı: Finansal kiralama sözleşmelerinde mülkiyet kiralama şirketinde kalırken, zilyetlik, ekonomik yararlanma ve hasar riski kiracıya aittir; bu sebeple finansal kiracı doğrudan sigortalanabilir menfaate sahiptir.
Sözleşmesel ve Ticari Alacaklılar: Borcun ifası belirli bir malvarlığı unsurunun varlığına ve korunmasına bağlı ise, alacaklı bu varlık üzerinde sigortalanabilir ekonomik menfaate sahip olabilir.
Zarar sigortalarında tazminat davası açma hakkı (aktif husumet), poliçede “sigorta ettiren” olarak yer alana değil, riziko anında hasara uğrayan menfaatin sahibi olan “sigortalıya” aittir (TTK m. 1454). Malik olmayan ancak kendi menfaatini sigortalatan kiracı veya rehin alacaklısı, kendi zarar kalemleri için bağımsız olarak dava ikame edebilir.
Menfaatin varlığı dava şartı niteliğinde olup mahkemece resen (kendiliğinden) gözetilir.
Davacının (Sigortalının) İspat Yükü: Tazminat talep eden taraf; geçerli bir sigorta ilişkisinin varlığını, rizikonun teminat süresi içinde gerçekleştiğini, riziko konusu üzerinde para ile ölçülebilir meşru bir menfaatinin bulunduğunu ve bu menfaatin kapsam/miktarını ispatlamak zorundadır.
Davalının (Sigortacının) İspat Yükü: TTK m. 1409/2 gereğince rizikonun teminat dışı bir hâlden (örneğin kasten çıkarılan yangın, harp hali vb.) kaynaklandığını ispat yükü sigortacıdadır; ancak menfaat yokluğu savunması bir “itiraz” niteliğinde olup her aşamada ileri sürülebilir ve sigortacının öncelikli savunma stratejisini oluşturur.
Zarar Sigortalarında Sigorta Konusu Menfaattir: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2016/17379 E. sayılı kararında vurgulandığı üzere, zarar sigortalarında sigortanın konusu malın bizatihi kendisi değil, o mal üzerindeki ekonomik menfaattir. Malik olunmaması tek başına aktif husumet yokluğu sonucunu doğurmaz.
CIF Satışlarda Menfaatin Sona Ermesi ve Hukuki Yarar Yokluğu: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 28.09.2020 tarihli, E. 2020/3604 sayılı kararında, CIF teslimli satışta yükleme limanında malın alıcıya teslimi ve hasarın geçmesiyle satıcının mal üzerindeki menfaatinin sona erdiği, dolayısıyla lehtarı kendisi olan sigorta sözleşmesini sürdürmesinde satıcının hukuki yararının ve menfaatinin kalmadığı hüküm altına alınmıştır. Benzer şekilde FOB satışlara ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. 2017/682, K. 2018/8066 sayılı ilamında da hasar ve menfaat geçiş anları davanın sonucunu doğrudan belirlemiştir.
Aynı mal üzerinde farklı hukuki sıfatlara sahip kişilerin (örneğin malik, intifa hakkı sahibi, kiracı, ipotek alacaklısı) birbirinden bağımsız menfaatleri bulunduğundan, her bir menfaat sahibi kendi iktisadi çıkarı oranında ayrı ayrı sigorta yaptırabilir. Bu durum TTK anlamında mükerrer/çifte sigorta teşkil etmez; zira mükerrer sigortadan söz edebilmek için “aynı menfaatin, aynı rizikolara karşı, aynı süre için birden fazla sigortacıya sigorta ettirilmesi” gerekir.
Malik olmayan süjeler menfaatlerini sigortalatırken poliçe bedelini malın tam piyasa değeri üzerinden belirlemişlerse, aşkın sigorta (TTK m. 1463) riski ortaya çıkar. Kiracının veya rehin alacaklısının tazminat hakkı, malın tam değeriyle değil, maruz kaldığı fiili ekonomik kayıp veya teminat altına alınan alacak miktarıyla sınırlıdır; aşan kısım geçersiz sayılır. Ancak TTK m. 1455 uyarınca kısmi menfaat sahibi durumu diğer paydaşlar/menfaat sahipleri lehine kurmuşsa, aşan kısım diğer ilgililere tahsis edilir.
TTK m. 1470 uyarınca, sigorta edilen menfaatin devredilmesi hâlinde (örneğin kiralananın tahliyesi veya ipotek konusu taşınmazın satılması), kural olarak sigorta ilişkisi kendiliğinden sona erer. Menfaati sona eren kimse, bu tarihten sonra gerçekleşen rizikolar için tazminat talep edemez.
Pratikte bir malvarlığı uyuşmazlığında menfaat ilişkisinin analizi aşağıdaki adımlarla yürütülmelidir:
| Adımlar | Detay | Açıklama |
|---|---|---|
| Adım 1 | Sigorta Türü ve Konusunun Tespiti | – |
| Adım 2 | Kişisel Hukuki Bağın İncelenmesi | Mülkiyet, Kira, İntifa, Rehin, Zilyetlik, Finansal Kiralama, Alacak |
| Adım 3 | Menfaatin Para ile Ölçülebilirliği ve Meşruiyeti | Objektif ekonomik değer ve hukuka uygunluk denetim |
| Adım 4 | Zamansal Geçerlilik Denetimi (TTK m. 1408) | – Sözleşme kurulurken menfaat var mıydı? (Yoksa: Butlan) – Riziko gerçekleştiğinde menfaat devam ediyor muydu? (Sona ermişse: Hükümsüzlük) |
| Adım 5 | Menfaat Değeri ile Sigorta Bedelinin Karşılaştırılması | Aşkın sigorta ve zenginleşme yasağı denetimi – TTK m. 1463 / m. 1455 |
Tapu/Ruhsat Kaydına Bağımlı Kalınmamalıdır: Sigortalı sıfatıyla tazminat talep eden kişinin malik olmaması davanın reddini gerektirmez; mahkemeye sunulacak delillerle kişinin zilyetlik, kira, ticari işletme faaliyeti veya ayni/şahsi teminat ilişkisi kanıtlanmalıdır.
Kira ve Finansal Kiralama İlişkilerinde Risk Dağılımı: Kiracının açacağı davalarda kira sözleşmesi hükümleri irdelenmeli; kiracının taşınmaz üzerinde yaptığı faydalı/zorunlu masraflar, dekorasyon menfaati veya sözleşmesel hasar sorumluluğu somut zararla ilişkilendirilmelidir.
Milletlerarası Ticari Satışlarda Hasar İncelemesi: Incoterms (CIF, FOB vb.) kurallarına tabi taşımalarda, hasarın ve menfaatin intikal anı ile poliçenin tanzim ve riziko tarihleri karşılaştırılmalı; menfaati sona eren satıcının aktif husumetinin bulunmadığı gözetilmelidir.
Parametrik ve Gösterge Temelli Sigortalarda Menfaat Denetimi: Geleneksel malvarlığı sigortalarından farklı olarak, belirli bir fiziki parametrenin (örneğin deprem büyüklüğü, don veya kuraklık endeksi) gerçekleşmesiyle ödeme yapan parametrik sigortalarda, sigortalının somut ve münferit zararını ispat zorunluluğunun bulunup bulunmadığı doktrinde tartışmalıdır. Ancak bu sigortalarda dahi bahis sözleşmesine dönüşmeyi engellemek adına genel bir ekonomik menfaat ilişkisinin baştan tesis edilmiş olması zorunludur.
Soyut Alacak Haklarının Menfaat Niteliği: Salt adi alacaklıların borçlunun genel malvarlığı üzerindeki menfaatinin mal sigortasına konu edilip edilemeyeceği sınırları kesin çizilmemiş bir alandır; genel kabul, alacaklının menfaatinin ancak belirli bir eşyaya ayni teminatla veya sözleşmeyle doğrudan bağlandığı durumlarda temin edilebileceği yönündedir.
Malvarlığı sigortalarında egemen olan menfaat ilkesi gereğince; “rizikonun gerçekleşmemesinde para ile ölçülebilir bir menfaati olmayan kimse sigorta yaptıramaz; ancak sigortalanabilir menfaatin varlığı için mülkiyet hakkı şart değildir”.
Sigorta sözleşmesinin temel objesi nesnenin maddi varlığı değil, o nesne ile hak sahibi arasındaki hukuken tanınan, meşru ve ekonomik değer ilişkisidir. Bu doğrultuda; mülkiyet belgesinin yokluğuna dayanan sigortacı savunmaları, sigortalının sınırlı ayni hak, zilyetlik, sözleşmesel sorumluluk veya alacak bağı gibi hukuki ilişkilerini ve bunlara dayalı ekonomik kayıplarını ispatlaması hâlinde hukuken geçersiz kalacaktır.
Uyuşmazlıkların tahlilinde ve dava stratejilerinde esas alınması gereken temel parametre: “Riziko vuku bulduğunda kimin malvarlığında, doğrudan doğruya ve para ile ölçülebilir ne kadarlık bir eksilme meydana gelmiştir?” sorusunun cevabıdır.