Adres
Gürsu Mah. Erdoğan Konutları B1 Blok
Konyaaltı/Antalya
Görüşme Bilgisi
Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.

Cebri icra hukuku, borçlarını rızasıyla ifa etmeyen borçlulara karşı alacaklıların kamu gücü vasıtasıyla haklarına ulaşmasını sağlayan usul ve esasları düzenler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.05.2022 tarihli, E. 2018/1123, K. 2022/670 sayılı kararında ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 29.03.2022 tarihli, E. 2021/9714, K. 2022/4104 sayılı kararında cebri icra hukukunu şu şekilde açıklamıştır:
“Cebri icra hukuku maddi hukuktan kaynaklanan taleplerin devlet kuvveti ile zor kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesini sağlayan bir hukuk dalıdır ve borçlarını, zamanında ve rızaları ile yerine getirmeyen borçlulara karşı, alacaklıların devlet kuvvetinin yardımı ile alacaklarına nasıl kavuşacağını düzenler.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 31.05.2023 tarihli, E. 2022/76, K. 2023/544 sayılı kararında, “İcra-iflâs hukukunun diğer adı cebri icra hukukudur. Cebri icra, borçların Devlet kuvveti yardımı ile (zorla) yerine getirilmesidir (ifa edilmesidir)” tespitinde bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi de 04.10.2023 tarihli, B. No: 2020/91 sayılı kararında, “Cebri icra, devlete yüklenen bu ödevin ifası kapsamında kurulan hukuksal bir mekanizmadır.” ifadesiyle devletin bu alandaki kamusal ödevini vurgulamıştır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 29.03.2022 tarihli, E. 2021/9713, K. 2022/4105 sayılı kararında “İcra organlarının kurulmasındaki temel amaç, alacaklının borçluya karşı bizzat kuvvet kullanmasını önlemektir” saptamasını yapmıştır.
Haciz, icra takibinin kesinleşmesinden sonra alacaklının talebiyle borçlunun malvarlığına el konulması işlemidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.05.2022 tarihli, E. 2018/1123, K. 2022/670 sayılı; 24.09.2025 tarihli, E. 2024/114, K. 2025/563 sayılı; 18.06.2025 tarihli, E. 2024/787, K. 2025/367 sayılı; 17.05.2023 tarihli, E. 2022/62, K. 2023/464 sayılı; 16.03.2022 tarihli, E. 2018/90, K. 2022/338 sayılı; 31.05.2023 tarihli, E. 2022/76, K. 2023/544 sayılı; 28.12.2022 tarihli, E. 2019/629, K. 2022/1901 sayılı; 19.10.2021 tarihli, E. 2017/353, K. 2021/1254 sayılı ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 28.04.2010 tarihli, E. 2009/28896, K. 2010/10604 sayılı kararlarında haczin niteliğini şu şekilde tanımlamıştır:
“Haciz cebri icra organı tarafından yapılan devlete ilişkin bir hakimiyet tasarrufu olup, icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, bu yolda istemde bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra memuru tarafından hukuken el konulmasıdır.”
Anayasa Mahkemesi, 16.04.2026 tarihli, E. 2025/275, K. 2026/83 sayılı kararında haczi, “Haciz, cebrî icra sürecinde alacağın elde edilmesi için borçluya ait mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlandırılarak bunlara hukuken el konulmasını ifade etmektedir” şeklinde tanımlamış; 13.02.2019 tarihli, E. 2018/108, K. 2019/5 sayılı kararında ise “Haciz, takibin kesinleşmesinden sonra alacaklının talebi üzerine borçlunun borcuna yetecek kadar mal varlığına icra dairesince hukuken el konulmasını sağlayan bir cebri icra işlemidir” demiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.03.2022 tarihli, E. 2018/1000, K. 2022/373 sayılı kararında haciz sürecindeki işlem ayrımına dikkat çekerek, “Örneğin haciz talep edilmesi taraf takip işlemi olup, haczin yerine getirilmesi ise icra takip işlemidir.” kuralını ortaya koymuştur. Ayrıca anılan kararda “bozma kararından sonra icra takip işlemi yapılamaz” kuralı gereğince takip dayanağı ilamın bozulmasından sonra haciz uygulanamayacağı kabul edilmiştir.
Cebri icra hukuku kapsamında haciz süreci 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu maddeleriyle düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 78/1 uyarınca:
“Ödeme emrindeki müddet geçtikten ve borçlu itiraz etmiş ise itirazı kaldırıldıktan sonra mal beyanını beklemeksizin alacaklı, haciz konmasını isteyebilir. Ancak, alacaklı dilerse haciz talebinde bulunmaksızın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden, bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla borçlunun mal, hak veya alacağını sorgulayabilir. Sorgulama sonunda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi, varsa borçlunun mal, hak veya alacağının mahiyeti ve detayı hakkında bilgi verir ve bu durumda sistem üzerinden de haciz talep edilebilir. Bu takdirde icra dairesi, tespit edilen mal, hak veya alacağı elektronik ortamda haczeder.”
İİK m. 78/2 gereğince haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren 1 yıl geçmekle düşer. İtiraz veya dava durumunda kesinleşmeye kadar geçen süre ile taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen süre hesaba katılmaz. Haciz talep edilmezse dosya muameleden kaldırılır ve yenileme gerekir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 79 hükmü gereğince:
“İcra dairesi talepten nihayet üç gün içinde haczi yapar.”
“Resmî sicile kayıtlı malların haczi, takibin yapıldığı icra dairesince, kaydına işletilmek suretiyle doğrudan da yapılabilir.”
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 85/1 uyarınca:
“Borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır mallariyle taşınmazlarından ve alacak ve haklarından alacaklının ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczolunur; ancak bu miktarı aşacak şekilde haciz yapılamaz.”
Madde 85/son hükmü uyarınca:
“Haczi koyan memur borçlu ile alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir.”
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 82/1-11 uyarınca: “Vücut veya sıhhat üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak mutazarrırın kendisine veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi lazım gelen paralar,” haczolunamaz.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 82/1-12 uyarınca: “Borçlunun haline münasip evi,” haczolunamaz. Maddenin devamı gereğince: “Birinci fıkranın (2), (4), (7) ve (12) numaralı bentlerinde sayılan malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden haline münasip bir kısmı, ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır.”
Maddenin son fıkrası uyarınca: “İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 31.05.2023 tarihli, E. 2022/76, K. 2023/544 sayılı kararında, “İcra-iflas hukukunda kural olarak borçlunun mal varlığını teşkil eden mal, alacak ve hakları alacaklılarına karşı bir tür teminat oluşturur” ve “kural olarak borçluların tüm mallarının haczi mümkündür. Bir malın haczedilememesi için yasal düzenlemenin bulunması zorunludur” tespitlerini yapmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.02.2022 tarihli, E. 2018/135, K. 2022/104 sayılı kararında, İİK m. 82/1-11 kapsamında “vücut ve sıhhate verilen zararlar için ödenen maddî ve manevi tazminat alacaklarının haczi caiz değildir” değerlendirmesini yapmıştır. Kararda ayrıca “Haciz yasağı varken, bu yasağı dolanacak şekilde takas talep edilemez” ve “haczi caiz olmayan alacak takas da edilemez” ilkeleri benimsenmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 13.02.2019 tarihli, E. 2018/108, K. 2019/5 sayılı kararında haciz yasaklarının alacaklının mülkiyet hakkı üzerindeki etkisine değinerek şu değerlendirmeyi yapmıştır:
“Haczin cebri icradaki yeri ve fonksiyonu dikkate alındığında icra takibinin başlatılmasından sonra yürürlüğe giren, geriye etkili sonuç doğuran ve haciz yasağı öngören kural sebebiyle alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında bulunan alacağına kavuşmasının ve kararın icrasının alacağın doğduğu ve icra takibinin başlatıldığı zamandaki durum ve koşullara göre önemli ölçüde zorlaştırıldığı anlaşılmaktadır”
Anayasa Mahkemesi, 16.04.2026 tarihli, E. 2025/275, K. 2026/83 sayılı kararında, “hâline münasip ev” düzenlemesine dair şu sonuca varmıştır:
“kanun koyucunun evin haczedilmesi konusunda borçlunun barınma hakkı ile alacaklının mülkiyet hakkı arasında bir tercihte bulunarak borçlunun sosyoekonomik durumuna uygun olduğu tespit edilen meskenle ilgili bir koruma sağladığı ve barınma hakkına üstünlük tanıdığı anlaşılmaktadır”
Hukuk Genel Kurulu, 19.10.2021 tarihli, E. 2017/353, K. 2021/1254 sayılı kararında meskeniyet şikâyetinin usulüne ilişkin olarak şu ilkeyi açıklamıştır:
“Borçlunun haczedilen taşınmazın hâline münasip olduğu nedeniyle İİK’nın 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendi uyarınca icra mahkemesinde yaptığı şikâyet, haczedilmezlik şikâyeti olup, şikâyet süresine ilişkin bir hüküm bulunmadığından İİK’nın 16. maddesinin 1. fıkrasındaki genel hüküm uygulanır”
Aynı karara göre, “Haciz safhasından sonra taşınmazın tapuda kayıtlı ada ve parsel bilgilerini içeren kıymet takdirine ilişkin raporun İİK’nın 128. maddesine göre borçluya tebliği ile borçlunun taşınmaz haczini de öğrendiğinin kabulü gerekir”.
Taşınmaz üzerinde daha önce kurulmuş ipoteklerin meskeniyet iddiasına etkisine ilişkin olarak Hukuk Genel Kurulu, 24.01.2024 tarihli, E. 2023/575, K. 2024/16 sayılı kararında, zorunlu olmayan ipotekler bakımından şu sonuca varmıştır:
“Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunmasını engeller. Meskenini kendi iradesiyle ipotek eden borçlunun artık ona ihtiyacı olmadığı kabul edilmelidir”
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 91/1 uyarınca:
“Taşınmazın haczi ile tasarruf hakkı Medeni Kanunun 920 nci maddesi anlamında tahdide uğrar. Sicile kaydedilmek üzere haciz keyfiyeti, ne miktar meblağ için yapıldığı ve alacaklının adı ile tebliğe yarar adresi icra dairesi tarafından tapu siciline bildirilir.”
Hukuk Genel Kurulu, 19.10.2021 tarihli, E. 2017/353, K. 2021/1254 sayılı kararında taşınmaz haczi uygulamasına ilişkin olarak, “17.07.2003 tarihli ve 4949 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında uygulamada taşınmazın bulunduğu yere gidilerek tutanak düzenlenmemekte, yalnızca tapu kaydına İİK’nın 91. maddesine göre haciz şerhi konulmaktadır” tespitini yapmıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 23.03.2023 tarihli, E. 2023/833, K. 2023/1694 sayılı kararında taşınmaz haczi şerhinin etkisini şu şekilde belirtmiştir:
“Bu tür kişisel haklar tapu kütüğüne şerh verilmekle hak sahibine eşya üzerinde dolaylı da olsa hâkimiyet kurma hakkı sağlamaz ise de tasarruf yetkisinin dar anlamda kısıtlanması sonucunu doğurduğundan taşınmaz üzerinde sonradan bu hakla bağdaşmayan hak kazanan kişilere karşı da ileri sürülebilir hale gelir”
Aynı kararda haciz şerhinin terkinine ilişkin olarak, “Haciz şerhinin usulsüz konulduğunun saptanması veya lehtarın talebi üzerine kaldırılması mümkün olduğu gibi Türk Medeni Kanunu’nun 1010 uncu maddesi uyarınca borcun ödenmesi, icra takibinin düşmesi ya da herhangi bir sebeple sona ermesi halinde de taşınmaz kaydının terkini mümkündür” açıklaması yapılmıştır.
Hukuk Genel Kurulu, 24.09.2025 tarihli, E. 2024/114, K. 2025/563 sayılı kararında, “haciz ancak haciz tarihinde gerçekten takip borçlusuna ait olan taşınmazlar üzerine konulabilir” kuralına yer vererek, “haciz şahsi bir haktır ve haciz hakkı sahibi […] Türk Katılım Bankası A.Ş’nin alacağı TMK’nın 1023. maddesinde ayni hak sahibi iyiniyetli üçüncü kişi için düzenlenen korumadan faydalanamaz” ilkesini teyit etmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 89 uyarınca borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ile taşınır malları haciz ihbarnamesi gönderilerek haczedilir. Üçüncü kişi tebliğden itibaren 7 gün içinde itiraz etmezse borç zimmetinde/mal yedinde sayılır ve ikinci ihbarname gönderilir; ikinci ihbarnameye de 7 gün içinde itiraz edilmemesi halinde 15 gün içinde ödeme/teslim veya menfi tespit davası açılması ihtarı içeren üçüncü bildirim yapılır.
Hukuk Genel Kurulu, 17.05.2023 tarihli, E. 2022/62, K. 2023/464 sayılı kararında ve 16.03.2022 tarihli, E. 2018/90, K. 2022/338 sayılı kararında banka hesaplarının haczine ilişkin şu tespiti yapmıştır:
“Borçlunun üçüncü kişilerdeki (bankadaki) alacağı menkul (taşınır) hükmündedir (2004 sayılı Kanun md. 106/2). Bu nedenle, bankadaki mevduatın haczi taşınır haczi gibi yapılır”
Hukuk Genel Kurulu, 13.06.2019 tarihli, E. 2017/716, K. 2019/660 sayılı kararında İİK m. 89 prosedürünün sınırlarını çizmiştir:
“İİK’nun 89. maddesi uyarınca, borçlunun, üçüncü bir şahısta bulunan, alacak veya sair bir talep hakkının veya taşınır bir malının haczi mümkün olup, taşınmazların anılan maddeye göre haczi mümkün değildir. Kaldı ki bir taşınmazın icra dairesine teslimi hem hukuken hem de fiilen mümkün değildir”
Kararda üçüncü kişinin sözleşmeden kaynaklanan bağımsız bölüm teslim borcuna ilişkin olarak, “Üçüncü kişinin cevabında, sözleşmeden kaynaklı olarak borçluya bir daire teslim borcu olup, değerinin 462.500 TL olduğunun kabul edildiği, ancak 462.500 TL borcun bulunduğuna ilişkin bir kabulün bulunmadığı açıktır” ifadesi kullanılmış ve alacaklının doğrudan bedel tahsili yerine İİK m. 120 uyarınca yetki alıp genel mahkemelerde dava açması gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 08.02.2024 tarihli, E. 2023/1912, K. 2024/1092 sayılı kararında adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yapmıştır:
“Türk Hukuk sisteminde adi ortaklığa tüzel kişilik tanınmamış olup, adi ortaklık, ticari işlerle uğraşan bir … olmakla birlikte, bir ticaret ortaklığı değildir”
“Adi ortaklıkta, tüzel kişiliğe sahip olan ticaret ortaklıklarında olduğu gibi bir “ortaklık malvarlığı” yoktur.”
“Alacaklı, borçlunun ortağı bulunduğu adi ortaklığın mallarına (borçlunun o mallardaki elbirliği mülkiyeti payı) haciz koyduramaz”
“Elbirliği mülkiyeti hissesinin haczedilebileceği ve paraya çevrilebileceği İİK’nın 94 ve 121. maddelerinde açıkça düzenlenmiştir”
“adi ortaklığın yaptığı iş nedeniyle üçüncü kişi nezdindeki ya da başka bir takip dosyasındaki alacaklarına doğrudan müzekkere ile haciz konulamaz”
Hukuk Genel Kurulu, 18.06.2025 tarihli, E. 2024/787, K. 2025/367 sayılı kararında çoğunluk görüşü olarak, “Alacaklı, borçlu ortağın elbirliği mülkiyeti payı üzerine haciz koyduramaz, ancak borçlu ortağın tasfiyedeki payına (borçlusunun âdi ortaklıktaki tasfiye sonundaki payına) haciz koydurabilir” sonucuna varmıştır (Karşı oyda ise “adi ortaklığın borcu nedeniyle adi ortaklığa ait mal veya alacağa haciz konulabilir” görüşü savunulmuştur).
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 05.03.2025 tarihli, E. 2025/667, K. 2025/1969 sayılı kararında; 29.03.2022 tarihli, E. 2021/9714, K. 2022/4104 sayılı kararında ve 29.03.2022 tarihli, E. 2021/9713, K. 2022/4105 sayılı kararında menfaat telifini vurgulamıştır:
“haczi koyan memur borçlu ile alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle (bağdaştırmakla) mükelleftir”
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 28.04.2010 tarihli, E. 2009/28896, K. 2010/10604 sayılı ve 26.01.2007 tarihli, E. 2006/23135, K. 2007/1182 sayılı kararlarında:
“Gerek İcra ve İflas Yasası’nın 79. maddesinden, gerekse 85. madde ifadesinden ortaya çıkan sonuç, icra müdürüne haciz uygulaması konusunda bir takdir yetkisi tanınmadığıdır”
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 26.06.2012 tarihli, E. 2012/6057, K. 2012/22572 sayılı kararında, “haciz isteminin icra memurunca yerine getirilmesinin zorunlu olduğu ve icra memuruna, haczedilecek menkul, gayrimenkul yada hakların niteliği esas alınarak bunların haczinin mümkün bulunup bulunmadığı konusunda bir takdir yetkisi tanınmadığıdır” tespitini yapmıştır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 07.04.2011 tarihli, E. 2010/24578, K. 2011/5976 sayılı kararında ise icra müdürünün yetkisinin “alacaklara yetecek miktarın” saptanması hususu ile sınırlı olduğunu açıklamıştır.
Usulsüz haciz işlemlerinin düzeltilmesine ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.12.2022 tarihli, E. 2019/629, K. 2022/1901 sayılı kararında görevli mercii belirlemiştir:
“Usulsüz olan haciz işlemini kaldırma yetkisi icra müdürlüğüne değil icra mahkemesine aittir.”
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 20.01.2023 tarihli, E. 2021/2, K. 2023/1 sayılı kararında aynı alacak için birden fazla takip yoluna aynı anda başvurulamayacağını içtihat etmiştir:
“Rehinle teminat altına alınmış ve ayrıca kambiyo senedine de bağlanmış alacağın tahsili amacıyla, borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile aynı anda ve sıra gözetilmeksizin hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile, hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamayacağına dair, 20.01.2023 tarihinde yapılan üçüncü görüşmede oy çokluğu ile karar verilmiştir”
Anayasa Mahkemesi, 04.10.2023 tarihli, B. No: 2020/91 sayılı kararında cebri icra sürecinde paranın değer kaybına karşı korunması gerekliliğine işaret ederek “tahsil edilen paranın alım gücünü kaybetmesini engellemenin yolunun da bunun nemalandırılması olduğunu ifade etmiştir” değerlendirmesinde bulunmuştur.
| Mahkeme / Daire | Esas & Karar / Başvuru No | Karar Tarihi | Temel Konu / Hukuki İlke |
| Yargıtay HGK | E. 2018/1123, K. 2022/670 | 18.05.2022 | Haczin devlete ilişkin hakimiyet tasarrufu niteliği ve cebri icranın amacı |
| Anayasa Mahkemesi | E. 2025/275, K. 2026/83 | 16.04.2026 | Haciz tanımı ve meskeniyet korumasında barınma hakkı dengesi |
| Yargıtay HGK | E. 2024/114, K. 2025/563 | 24.09.2025 | Haczin şahsi hak niteliği ve borçluya ait taşınmaz üzerine konulması kuralı |
| Yargıtay HGK | E. 2024/787, K. 2025/367 | 18.06.2025 | Adi ortaklıkta ortaklığın mal/alacakları yerine tasfiye payının haczedilebilirliği |
| Anayasa Mahkemesi | E. 2018/108, K. 2019/5 | 13.02.2019 | Geriye etkili haciz yasaklarının mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmesi |
| Yargıtay HGK | E. 2018/1000, K. 2022/373 | 24.03.2022 | Haciz talebinin taraf takip işlemi, infazının icra takip işlemi niteliği |
| Yargıtay HGK | E. 2022/62, K. 2023/464 | 17.05.2023 | Bankadaki mevduatın taşınır hükmünde olması ve haciz usulü |
| Yargıtay HGK | E. 2018/90, K. 2022/338 | 16.03.2022 | Üçüncü kişilerdeki banka mevduatının taşınır haczi gibi yapılması |
| Yargıtay HGK | E. 2022/76, K. 2023/544 | 31.05.2023 | Borçlunun malvarlığının teminat niteliği ve haczedilmezliğin istisnailiği |
| Yargıtay HGK | E. 2019/629, K. 2022/1901 | 28.12.2022 | Usulsüz haciz işlemini kaldırma yetkisinin icra mahkemesine ait olması |
| Yargıtay 12. HD | E. 2009/28896, K. 2010/10604 | 28.04.2010 | İcra müdürünün haciz uygulamada takdir yetkisi ve borca yetecek miktar kuralı |
| Yargıtay 7. HD | E. 2023/833, K. 2023/1694 | 23.03.2023 | Taşınmaz haciz şerhinin tasarruf yetkisini kısıtlaması ve terkin sebepleri |
| Yargıtay İBGK | E. 2021/2, K. 2023/1 | 20.01.2023 | Rehnin paraya çevrilmesi ile kambiyo takibinin aynı anda yapılamayacağı |
| Yargıtay HGK | E. 2017/353, K. 2021/1254 | 19.10.2021 | Taşınmaz haczi şerhi usulü ve meskeniyet şikâyeti hak düşürücü süresi |
| Yargıtay HGK | E. 2023/575, K. 2024/16 | 24.01.2024 | İpotekli taşınmazda serbest iradeyle kurulan ipoteğin meskeniyete engeli |
| Yargıtay 12. HD | E. 2012/6057, K. 2012/22572 | 26.06.2012 | Haciz talebinin yerine getirilmesi zorunluluğu |
| Yargıtay HGK | E. 2017/716, K. 2019/660 | 13.06.2019 | İİK m. 89 kapsamında taşınmazların ve daire teslim borcunun haczedilemeyeceği |
| Yargıtay 12. HD | E. 2023/1912, K. 2024/1092 | 08.02.2024 | Adi ortaklık tüzel kişiliğinin olmaması ve doğrudan ortaklık alacağına haciz konulamayacağı |
| Yargıtay 12. HD | E. 2021/9714, K. 2022/4104 | 29.03.2022 | Cebri icranın konusu malvarlığı olması ve menfaatlerin telifi ilkesi |
| Yargıtay 12. HD | E. 2025/667, K. 2025/1969 | 05.03.2025 | İİK m. 85/son uyarınca borçlu ile alacaklı arasındaki menfaat dengesi |
| Anayasa Mahkemesi | B. No: 2020/91 | 04.10.2023 | Cebri icra mekanizması ve icra dairesindeki paranın nemalandırılması |
| Yargıtay 12. HD | E. 2006/23135, K. 2007/1182 | 26.01.2007 | İcra müdürünün haciz koyma yükümlülüğü ve alacağa yetecek miktar sınırı |
| Yargıtay 12. HD | E. 2010/24578, K. 2011/5976 | 07.04.2011 | İcra müdürünün yetecek miktarı belirleme takdiri |
| Yargıtay HGK | E. 2018/135, K. 2022/104 | 10.02.2022 | Bedensel zararlardan kaynaklanan tazminat alacaklarının haczedilmezliği ve takas yasağı |
| Yargıtay 12. HD | E. 2021/9713, K. 2022/4105 | 29.03.2022 | İhsakı ihkakı önleme amacı ve tarafların menfaatlerinin telifi mükellefiyeti |
Haciz İsteme Süresi: İİK m. 78 uyarınca, haciz isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 yıl geçmekle düşer. İtirazın kaldırılması, itirazın iptali davası veya taksit sözleşmeleri süreyi durduran/kesen hallerdendir. Süresinde haciz istenmezse dosya muameleden kaldırılır ve yenileme harcı ödenmesi gerekir.
Elektronik Sorgulama ve Haciz Yetkisi: İİK m. 78/1 uyarınca alacaklı, haciz talebinde bulunmadan önce UYAP ve entegre bilişim sistemleri üzerinden borçlunun mal, hak ve alacaklarını sorgulayabilir; tespit edilen değerler üzerine sistem üzerinden doğrudan haciz talep edebilir.
İcra Memurunun Değerlendirme Yükümlülüğü: İİK m. 82/son fıkrası gereğince icra memuru, haczi istenen malın haczinin caiz olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmek zorundadır. Haczi caiz olmayan bir mal üzerine haciz konulması halinde borçlu 7 günlük sürede icra mahkemesine şikâyette bulunabilir.
Taşkın Haciz Şikâyeti: Alacak tutarını aşan ölçüsüz haciz tatbik edilmesi halinde borçlu, İİK m. 16 ve m. 85/1 çerçevesinde taşkın haciz şikâyetinde bulunarak fazla hacizlerin kaldırılmasını talep edebilir.
İstihkak Prosedürü: Üçüncü şahsa ait bir malın borçlu elinde veya üçüncü şahıs elinde haczedilmesi durumunda, İİK m. 96-99 hükümleri doğrultusunda istihkak iddiası ileri sürülmeli ve uyuşmazlık istihkak davası ile çözümlenmelidir.
Tasarruf Kısıtlamasının Sınırları: Haciz işlemi borçlunun mülkiyetini sona erdirmez; borçlu taşınmazını üçüncü kişiye devredebilir ancak yeni malik taşınmazı hacizli olarak devralır ve icra takibi yeni malike karşı yürütülür (İİK m. 91, m. 148/a).
Haczedilemezlik ve Meskeniyet: İİK m. 82/1-12 gereği borçlunun “haline münasip evi” haczedilemez. Kıymeti fazla olan meskenler haczedilip satılır, ancak haline münasip bir ev bedeli borçluya bırakılır.
Ücret ve Maaşların Haczi: İşçi ve memur ücretlerinin kural olarak 1/4’ünden fazlası haczedilemez (İİK m. 83, İş Kanunu m. 35). Borçlunun nafaka borçları bu oranın istisnasıdır.
Haczin Düşmesi Riski: Haciz kesinleştikten sonra kanuni süreler içinde satış talep edilmez ve satış avansı yatırılmazsa haciz kendiliğinden kalkar (düşer).
Ön İnceleme ve Kesinleşme: Takip hukuku stratejisinde ilk olarak takibin kesinleşip kesinleşmediği, tebligatların usulüne uygunluğu ve 1 yıllık haciz isteme süresinin korunup korunmadığı denetlenmelidir.
Mamelek Araştırması ve UYAP: UYAP üzerinden taşınmaz (TAKBİS), araç (EGM), posta çeki, banka mevduatları ve SGK kayıtları taranarak en hızlı paraya çevrilebilecek varlıklar üzerine haciz tatbik edilmelidir.
Üçüncü Kişi Alacaklarında İİK m. 89: Borçlunun üçüncü kişilerdeki hakediş ve mevduatları için usulüne uygun 1., 2. ve 3. haciz ihbarnameleri aşamaları işletilmeli; sürelere ve tebligat usullerine dikkat edilmelidir.
Menfaat Dengesi Gözetimi: Borçlu vekilince taşkın haciz veya meskeniyet şikâyeti yapılabileceği gözetilerek, alacak miktarını fahiş derecede aşan malvarlığı blokajlarından kaçınılmalıdır.
Elektronik Haciz Uygulamalarında Otomasyon: UYAP üzerinden bankalara gönderilen 89/1 ihbarnameleri ve e-haciz işlemlerinde, güncel mevduat tutarını aşan bloke uygulamalarının taşkın haciz oluşturup oluşturmadığı uygulamada sıkça tartışılmaktadır.
Kripto Varlıklar ve Dijital Haklar: Senede veya sicile bağlı olmayan yeni nesil dijital varlıkların haczedilebilirliği ve bunların üçüncü kişi nezdinde haczi (İİK m. 89) ile muhafaza altına alınma usulleri doktrinde gelişmekte olan bir alandır.
Şirket Paylarının Satışındaki Güçlükler: Limited şirket paylarının haczinden sonra paraya çevrilmesi aşamasında diğer ortakların onay/önalım hakları ile cebri satış sürecinin uyumlaştırılması şirketler hukuku ile icra hukukunun kesişim noktasında belirsizlikler barındırmaktadır.
Haciz, cebri icranın temel taşı niteliğinde olup alacaklının tatmin hakkı ile borçlunun mülkiyet ve yaşam hakkı arasında hassas bir denge üzerine kuruludur. Başarılı bir icra takibi; takibin usulünce kesinleştirilmesi, İİK m. 78’deki 1 yıllık sürede haciz talebinde bulunulması, hacizde tertip ve taşkın haciz yasağı kurallarına riayet edilmesi ve haczedilen malın türüne göre (taşınır, taşınmaz, pay, üçüncü kişi alacağı) doğru usulî yolun izlenmesi ile mümkündür. Borçlu ve üçüncü kişiler yönünden ise haczedilmezlik (İİK m. 82), meskeniyet ve istihkak (İİK m. 96-99) iddialarının 7 günlük hak düşürücü şikâyet ve dava süreleri içinde ileri sürülmesi hayati öneme sahiptir.